FLORANSA GÜNLÜĞÜ – 5. GÜN
21-05-2008

Bu sabah çok mutlu uyandım. AkÅŸama kursumuz var. Sabah Mesut uyandığında hasta olduÄŸunu söyledi. Önceki gün yediÄŸi dondurma sanırım mahvetti. Biraz kahvaltı etti yatmak için odaya gitti ben 1-2 saat kitap okudum. Uyandığında kendini daha iyi hissettiÄŸini söyledi. Biraz dışarıya çıkmaya karar verdik. Biraz dolaÅŸtık, fotoÄŸraf çektik. Otel yolumuzun üstünde SUÇ Müzesi. Önünden geçerken sürekli merakla bakıyordum. Bugün girmeye karar veriyoruz., benim gibi polisiye tutkunu biri için hem ürkütücü hem de ilginç bir yer. GiriÅŸ 5 euro.

Meydana gidiyoruz. Hava güzel. Mesut’un enerjisi tükeniyor.. BirÅŸeyler yemek için açık büfe bir yere giriyoruz. Yemekler güzel gözüküyor. Belli sabit bir ücret ödüyorsun (kiÅŸi başı 8 euro) istediÄŸin yemeklerden bir tabak oluÅŸturuyorsun. Mesut haÅŸlanmış sebze, patates ve domatesli makarna aldı.

Ben pestolu ve peynirli sandığım sorma gereÄŸi dahi duymadığım makarna ve tavuk aldım. AÄŸzıma attığımda makarnanın pestolu deÄŸil kavunlu olduÄŸunu anladım. Evet kavun yanlış okumadınız. Benim erimiÅŸ peynir sandığım ÅŸeyler kavunmuÅŸ. Haklısınız bir göz doktoruna gitmeliyim. İnanamıyordum ama kavunlu makarnayla birbirimize bakıyoruz. yahuu makarnada kavunun ne iÅŸi var.. TavuÄŸun üstünde de yeÅŸillikler vardı. KuÅŸkonmaz diye düÅŸünüyordum korkarak tadına baktım. Evet kuÅŸkonmaz ama neyle piÅŸtiÄŸini anlayamadım. Garip, mayhoÅŸ bir tat. Biraz makarnadan ve tavuktan tırtıkladım. Mesut yemeklerini beÄŸendi. Her zaman olduÄŸu gibi klasik lezzetlerden vazgeçmeyeceksin. Atraksiyon yapmaya gerek yok al domatesli makarnayı otur. :)

Kalktık fotoÄŸraf çekip dolaÅŸarak otele döndük. Mesut 2 saat uyudu. Ben otelde kitap, dergi karıştırarak vakit geçirdim. Uyandığında kursa geç kalacağız paniÄŸiyle apar topar giyinip çıktık. Tur firmasıyla gidiyoruz yemek kursuna. Bizi bir meydandan alacaklar. Daha önceden kaydımızı yaptırdık, ücreti ödedik. Hiçbir beklentim yok , beklenti oluÅŸturmamak daha iyi. Lakin gitmek istediÄŸim asıl kursa gidememenin hüznü var. 16 kiÅŸilik bir grubuz. Tur firmasından çocuk bizi aldı. Yürüyerek, çevreyi anlatarak eÄŸitimin verileceÄŸi yere vardık. İçeri girdiÄŸimizde güleryüzlü mutlu bir ekip bizi karşıladı. 5 kiÅŸilik gruplara bölündük. Bizim gruptakilerin hepsi Amerikalı. ABD’li Debi ve Malcolm’la tanışıyoruz. 20. yıl evlilik yıldönümü ÅŸerefine İtalya’ya gelmiÅŸler. İkisi de dünya ÅŸekeri, güleryüzlü insanlar. Kadın bilgisayar prog., Malcolm emlakçı. DiÄŸer kadın’ın kursta ne iÅŸi var onu anlayamıyorum. (Kendisiyle saçma bir olay yaÅŸadığımızdan böyle diyorum, uzun hikaye, ama siz deli bir kadın olarak tanıyın kendisini) Tarif kitapçıklarını dağıttılar. Önlüklerimizi verdiler. Her grubun bir eÄŸitmeni var. Bir de tüm eÄŸitimden sorumlu bir ÅŸef var.

Kursun adı "In Tavola". Åžef her birimizle gelip tanışıyor. (O aradan gözüken siyah saçlı, ensesi açık olan benim) :) Benim yanıma geldiÄŸinde sos hazırlamak üzereyiz. Adımı sormadan sizin çorbalarınıza benziyor deÄŸil mi diye sordu. Biz derken? İspanyolların dedi. Dakika bir gol bir. Yine İspanyola benzetildim. İspanya’da da aynı ÅŸey başıma gelmiÅŸti. Etrafa aptal aptal bakarken bile İspanya’da İspanyollar bana gelip yol sordular. İtalya gezisi boyunca sanırım 4-5 kez İspanyolmusunuz diye soruldu. :) Evet biraz andırıyorum kabul. Ben Türk olduÄŸumuzu söyleyince ÅŸaşırıyor. İlk Türkiye’li öÄŸrencileriz. Åžef sadece bizim masayla ilgilenmeye baÅŸladı. Sohbet ediyoruz. Kız arkadaşının bir lezzet turu yapacağından bahsediyor. İstanbul’dan doÄŸuya doÄŸru bir geziye çıkacak. Güvenlimi diye soruyor. Anlatıyoruz, ve maalesefki biz geldikten sonra Adapazarındaki o berbat olay gerçekleÅŸiyor. Sanırım o olaydan sonra ÅŸefin kız arkadaşı da diÄŸer birçok insan gibi Türkiye’ye gelmekten vazgeçmiÅŸtir. Türk mutfağından söz ediyoruz. Sohbet çok keyifli.

Åžef hep yanımızda İtalyan mutfağıyla ilgili bir sürü soru soruyorum. Yılmadan yanıtlıyor. İtalyan mutfağı ile ilgili alışveriÅŸ etmek istediÄŸimizi söylüyoruz, bize bir sürü adresler verip tarif ediyor. Tatlı yapmaya baÅŸlıyoruz. Tatlımız "Torta al Cıoccolato" Tatlıdan sonra "Pomodori al Rıso" yapıyoruz.

Ardından Ravioli ve Çıplak ravioli (Gnudı alla Toscana) hazırlayacağız. Onun ardından tavuklu bir yemek ( Pollo All’Aretına) daha yapacağız.

Tavuklu yemeÄŸin içinde mantar olacak. Åžef Mesut’a bu yemeÄŸi denediniz mi severmisiniz diye sorduÄŸunda mesut benim allerjimden söz ediyor. ÅŸef 1 dakika sonra kucağında bir sürü malzemeyle yanıma geliyor. Biber, ançuez, v.s. Size yemek hazırlayacağım diyor.

Bana özel bir tavuk yemeÄŸi hazırlıyor. İnanılmaz mutlu oluyorum. Böyle birÅŸeyi önemsemesi çok hoÅŸ. Yemekleri hazırladıktan sonra hep birlikte upuzun bir masaya oturuyoruz. EÄŸlenceli bir masa. Malcom’la ve Debi’yle sohbet ediyoruz. 2 japonun ve bizim dışımızdakilerin hepsi Amerikalı. Yanımızda Zimbabve’ye gitmiÅŸ bir eleman var. Orada çalışmış. İlginç anılar anlatıyor. Yemekle birlikte ÅŸarap içiyoruz. Kendi yapımları ev ÅŸarapları. Gece oldukça geç saat oluyor. Otele yürüyerek dönmeye karar veriyoruz. Yolda müzik grubunun mini konseri var. Durup dinliyoruz. Floransa ÅŸahane bir ÅŸehir. Venedikten bir gün çalıp Floransa’yı uzatmaya karar veriyoruz. (Oteli arayıp venedik’te iki gece kalacağımızı söylüyoruz. Venedik’teki otelden telefonda görüÅŸtüÄŸümüz kiÅŸi sorun olmadığını söylüyor) Floransa’daki otelimizde de yer var. Otele dönüp güzel bir uyku çekiyoruz.





























































