DİLBER DUDAĞI

dilber dudağı

Bir koşturuyorum ki sormayın. Sanki hayat önden “Zerrin beni yakalayamaz ki” diyerek koşuyor. Ben de Ada kucağımda peşine takılmışım. Dur iki dakkaa Allahaşkına koşma dur bekle yakalıycam seni diye yakalama umuduyla arkasındayım.

Farkettim ki sosyal ağlarda faaliyet gösteriyor olmak, fena halde uzaklaştırıyor beni blogumdan. O anda yaşadığım enteresan bir şeyi ya da gördüğüm, izlediğim, aklıma gelen birşeyi paylaşınca bitiyor benim için oysa buraya yazmayı ne  kadar çok seviyorum. Ama paylaşım bitince ben resmen reset atıyorum kafaya. Hal böyle olunca yazılacak şeyler azalıyor.

dilber dudağı tatlısı

Neler yapıyorum şu ara. Yeni ev koşturmacasındayım. Tatlı ve mutlu koşturma. Boyacı ve ustalar evdeydi. Çevremdeki insanların “aman neler gelecek başınıza , çok zor ustalarla uğraşmak” lafına inat herşey tıkır tıkır ilerledi. Güzel insanlarla karşılaşmanın mutluluğu içindeyiz. Bir taraftan bir gün perde işini halletmek için kalktık Ada ile Eminönüne gittik. Perde dediğin nedir ki bakarım kafama göre bişi bulurum ölçüleri verir alırız olur biter düşüncesindeydim. 1 saatte tamamlarız işi diye düşünüyordum yanlış düşünüyormuşum. Perde dediğin şey deniz deryaymış. Görünen kısmı (asılan kısmı) buz parçasının görünen yüzüymüş. :) O cama asılan şey var ya ömür törpülemeye birebirmiş. İtalyan tülünü, Ütü gerektirmeyen perdeyi, büzgü payını, çift kanat, tek kanat, hareket versin dekor perdeyi herşeyi öğretti bana. Ada kucağımızda Eminönünde perdecilere girip binlerce çeşit arasından perde seçip ölçüleri inceleyip sorulan sorulara her defasında yanıt verip çıkan fiyatlardaki uçurumları görüp karar vermesi ne zor işmiş dedirtti. Karar verip eve geldiğimizde bir dostun Aaaa Eminönünden mi sipariş verdin Ayol asıl perdeciler Zeytinburnu İSPER’de oraya git yarı fiyatına daha şahanelerini bulursun demesiyle sonraki gün kendimizi İsper’de bulduk. Yine Ada kucak’ta. Gezilen dükkanlarda, perdeci raconunu öğrenmiş biri olarak dolaştım. Ama aklımdan çıkmayan beğendiğimiz perdeler yüzünden gözüm İSPER’i 4 saat dolaşsakta görmedi. Perdecimiz 2 günde perdeleri dikti. Perdeler alınıp asılmayı bekliyor.

Ertesi gün boyacı aradı. Yapılacak duvar kağıdı ve panoları yarın sabah bana getirmelisiniz diye. Ada kucakta çıktık yola. Önce büyük yapı marketlere bakalım belki birşeeyler çıkar dedik. Hem Ada ile daha kolaydı. Ama hiçbirşey bulamadık. Kendimizi İMÇ’ye giden trafiğin ortasında bulduk.  İMÇ’ye vardığımızda amanın dedim. O kadar çok duvar kağıdı satan yer vardı ki. Ve elbette bu işinde raconu, dili ayrıydı. Bunu öğrenmeye niyetim yok, iki duvarı kaplayacak (perdecilerin tabiriyle hareket verecek) :))))  bir duvar panosu ve bir duvar için ise duvar kağıdı seçmeliydim. Ne kadar zor olabilirdi değil mi? Benim gibi fırına gidip ekmek alırken bile iki ekmek arasında karar veremeyen birini düşünün. Sizce duvar kağıtları arasında ne yaptım. Doğru tahmin. 5 saatin sonunda ağlamaklı bir halde yaaa bulamayacağız istediğimi derken buldum kendimi. Son dükkanda aradığımız duvar kağıdını bulunca öncesinde de gördüğümüz duvar panosunu aldık ve İMÇ’den topuklarımızı popoya vurarak uzaklaştık.

Sonraki gün mobilya ve beyaz eşya bakmakla geçti günümüz. Tam da bayrama denk geldi (29 ekime) Alışveriş merkezleri tıkış tıkıştı. nefret ettim bir kez daha İstanbul kalabalığından. Ardından gelen gün elektrikçinin gireceğini aydnlatma ve elektrik düğmelerin seçimi için Karaköyde bulduk kendimizi Ondan önceki gece kollarım neden ağrıyor bacaklarım neden ağrıyor çok fena çok fena diye söylenirken mesut benimde öyle diyince Ada’nın 11 kiloluk ağırlığının bu ağrılara sebep olduğunu Ada kucakta gezmelerin etkisi var sanki dedik:)) Karaköyde aldığımız ders neticesinde oturttuk Ada’yı arabasına (arabada oturmaktan nefret etse de zorla ikna ettik) indik otoparktan herşey yolunda buraya kadar. Karaköy sokaklarına çıkınca çocukla karaköy’ün ne saçma bir tercih olduğunu farkettik. Mesut’a bizi bırak kendini kurtar git sen seç dedim. Ben de Ada ile uzun zamandır gitmek istediğim Namlı gurme shop’a giderim Mesut’u orada beklerim dedim. İşte bu noktada tek başıma çocukla ve bebek arabasıyla ne yanlış tercih yaptığımı öğrendim. Yazının bundan sonrasında küfür v.s okursanız şaşırmayın lakin hala inanılmaz sinirliyim.

Mesut’dan ayrıldığımız noktayla Namlı arasında L şeklinde bir yol var. Ve Karaköy’ün en işlek caddelerinden biri gittiğim yer. İlerlemek o kadar zor ki. Ada’nın arabası en hafif ve küçük arabalardan. Mesut’a el salladık 2 adım attık ve kaldırım sona erdi. Kaldırım öyle yüksek ki Ada’yı arabada kaldırımdan aşağıya indirmek deveyi atlatmak kadar zor diye düşündüm meğer bu engel parkurdaki en kolay engelmiş.Kaldırımdan zorlayarak ve benim herküle benzeyen pazularım yardımıyla indik, yolda yürümek imkansız yeniden kaldırıma çıkmalıyız. kaldırımın her tarafı kırık ve yüksek zorla çıktık kaldırımdan. İlerlemeye çalışıyoruz löngür löngür kaldırımda. Löngür çünkü yer yer kırık ve yamuk yumuk kaldırım. Ada bu sarsıntıdan çok mutsuz. Mızıldanmaya başlıyor. Namlıya 50 metre var. Normalde 2 dakikada gidilebilecek bir yer. Ne mümkün. Kalıdırım birden daralıyor. Yol sadece bir araba sığacak gibi ve yolda da  trafik mevcut arabalar durmuş. Neyse darda olsa sallana sallana adayla giderken birden kaldırma sığamadık niye mi çünkü densiz bir dükkan sahibi iki tane dev gibi obje koymuş kaldırıma geçmek ne mümkün. Koskocaman şeyler. Ada’nın arabasının geçmesi imkansız. Yola inemiyoruz arabayla çünkü bebek arabası yoldaki arabalar yüzünden yola da sığmıyor. Bir taraftan yayalar gelip geçiyor zorla o daracık yerden. Bir sinirle Ada’yı arabasından kucağıma alıyorum. Elime tam arabayı alacağım. (herkül gibiyim sırtımda adanın çantası kucağımda Ada elimde Ada’nın arabası kollarımdaki her kası hissediyorum o arada dükkanın sahibi kapıya çıkar mı …. bir nevrim döndü. Dedim ne bu densizlik belediyenin kaldırımını kapatmışsın bu ne haktır, ne ayıp bir şey. Görüyormusunuz halimi. Bu sizin yüzünüzden diye bağırmaya başladım. Trafikteki arabaların içindeki insanlar yayalar bizi dinliyor. Halim ne kadar acı ki çevredeki insanlarda bağırmaya başladılar. Kadın gayet yüzsüzce o kocaman saçma heykelimsi gerzek şeylerin belediye tarafından izin alarak oraya koyduklarını söyledi. Benim tepem daha da arttı Belediye demek ki sizden de düşüncesiz yazıklar olsun bir seçim öncesi vermişlerdir izni size dedim. Hadi ben çocuğu kucağıma alıyorum. Arabada hafif onuda alabiliyoruum, insanlıktan çıktım şu anda ama engelli insanlar tekerlekli sandalyede olanlar ne yapsın dedim. Trafikte arabada olan bir bayanda arabadan inip bana fazlasıyla :) destek verince kadın dükkanın içine kaçmakta buldu çareyi. Linç edileceğini düşündü sanırım. Neyse bütün zorluklara rağmen Namlı’ya vardım.

Elbette bugüne kadar engelli insanların söylemlerini dinlemiş ve çok haklı olduklarını birşeyler yapılmalı diye düşünmüşümdür. Ama o gün daha çok kafama dank ettii. Bir engelli gibi düşünemiyoruz hiçbirimiz. Elbette zorlukların farkındayız ama yaşadığı sıkıntının azını yaşadığım da bile nasıl çileden çıktım. Çok önemli.. Birşeyler yapılmalı. Tepemizdekiler önce bizi insanca yaşatmalı.. Birincil görevleri bu …

Bu arada Namlı nefis bir mekan. Kahvaltılıkları, zeytinyağlıları, tatlıları herşey nefis. Tavsiye ederim.

Nasıl sinirlenmişsem şu anda da sinirden damarım patlayacak gibi atıyor ben tarife geçip sakinleşmek için Ada’yı kucaklamaya gidiyorum. :) Kurban Bayramından önce bu tatlı işinize yarayabilir. Yiyen herkes bayıldı. Daha önce yayınladığım davet sofrasında mevcutdu. Şimdiden yapanlara afiyet olsun. Tarifi Zuhal Yalçından aldım. (minik birkaç değişiklik yaptım)

Kategori: Bayram Tatlıları
Hazırlık Süresi: 20 Dak.
Pişirme Süresi: 30 Dak.
Toplam Süre: 50 Dak.

Malzemeler:

  • 1 paket Baklava Yufkası
  • 1,5 su bardağı Ceviz İçi
  • 1 adet Portakal Kabuğu Rendesi
  • 1-2 çorba kaşığı Su
  • 150 gr. Tereyağ
  • 2 çorba kaşığı Şeker
  • Şurubu İçin
  • 1,5 su bardağı Şeker
  • 1,5 su bardağı Su
  • 1 tatlı kaşığı Limon Suyu

Hazırlanışı:

1- cevizleri iri parçalar halinde çekip tavanın içinde su, şeker ve cevizleri çok fazla kızarmadan kavuruyoruz. Şeker ve su erirken cevizlerin birbirini tutmasını sağlayacak. Ocaktan indirmeye yakın portakal kabuğumuzu ekliyoruz.
2- Yufkaları 20 kat üst üste koyup yuvarlak  kurabiye kalıbıyla kesiyoruz.
3- Ortasına 1 tatlı kaşığı cevizli harçtan koyup parmaklarımızla ağız kısmını yapıştırıyoruz. Yağlanmış tepsiye sık ve bitişik şekilde yerleştiriyoruz.
4- Tereyağını eritiyoruz. Kızgın yağı kaşık yardımıyla tatlıların üstüne gezdiriyoruz.Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişiriyoruz.
5- Diğer tarafta şurubu hazırlıyoruz. SU ve şekeri şeker eriyene kadar ve koyulaşıncya kadar pişiriyoruz. En son limon suyunu ekleyip bir taşım daha kaynatıyoruz. Şurup yoğun şekilde kaşıktan tencereye dökülmeli en iyi tahta kaşıkla anlarsınız.
6- Şurup olduktan sonra fırından çıkıp ılımış tatlının üstüne sıcak şurubu döküyoruz. Şerbeti çekince  servis yapmaya hazır. ben yanına azcık kaymak ilave ederek servis yapıyorum..

Not: Artan parça yufkaları minik bir yağlanmış tepsiye önce parçaları sonra biraz ceviz içi sonra yine yufka parçalarını koyarak fırınlayıp şerbetleyebilirsiniz. Şekli çok güzel olmasada leziz bir tatlı olacaktır. Hem de ziyan olmayacaktır.

DİLBER DUDAĞI için 26 yorum:

  1. disal

    aslında yorucu olsada koşuşturma çok hoşuma gider…çünkü evde oturmaya alışınca insan tembelleşiyor…..vede senin koşuşturmaların kendi evini dekore etmek için..ne güzel yani…güle güle otur canım…

    bende bebek arabası ile kaldırımlarda çok zorlanıyorum….sinirleniyorumda…

  2. Betül

    Merhaba Zerrin… Öncelikle tatlı telaşında sana kolaylıkalr diliyorum. Bende cuma cumartesi full time alışverişteydim. Perde olayı beni de şimdiden sıkıntıya soktu. Üstelik de tek bir oda için o kadar gerildim… Bana da fikir verir misin? Bebek odası için renkli store üzerine tül mü alayım yoksa bebek uyku setinin takım kalın perdelerinden fon mu alayim? Tek kanat mı olsun çift kanat mı? Ne yapmak gerek bilemedim. Kızımın odasi mükemmel olsun isityorum… Hiç birini de beğenemiyorum:)
    Ha birde bunun halısı var ki:( o daha da beter. Çocuk odalari için düzgün tek bir halıya rastlamadim… Saçma sapan şeyler. Gidip bembeyaz düz bir halı mı alayım:)
    Funnababy nin halılarını takıma tamamlıyım dedim o da üretimi durdurulmuş insanlar şikayetçiymiş…
    Hadi bakalım napcaksam:)
    Bebekle dışarı çıkmak iyce zorlaşacak. Ben de 8. ayımdayım. 8 kilo aldim kendim yürürken zorlanıyorum bakalım bebekle ve arabasıyla napcaksam:)
    Bebek arabası olarak da 5.3 kiloluk kraftın bir modelini seçtim sence hatalı bir seçim mi? Yoksa baston tipi bişi mi almalıydım? Kaldırım işgal edenlerin yanında birde arabasını korumak adına getirip park edenler yok mu bende onlarla kavga ediyorum en sık… Haklısın tamamen kadını da iyi korkutmuşsunuz süper:)
    Bu da benim kızımın blogu yazıyorum arada sırada
    yeninefes.blogspot.com

  3. izgün

    çok yoğun günler yaşamışsın ama olsun tatlı yoğunluklar bunlar
    tatlıya söylenecek söz yok enfes görünüyor
    baklava yufkasından farklı bişeyler yapmayı düşünüyordum çok iyi bir fikir oldu
    ellerine sağlık Zerrin

  4. özgülüntarifleri

    Zerincim tatli nefis olmus ellerine saglik canim.
    yeni evin hazirliklari baya yogun geciyor anladigim kadariyla Allah kolaylik versin ama her seye deger canim en guzel yanida esyalari zevkle secmek. saglikla , mutlu,huzurlu gule gule otur canim.

  5. kristalkelebek(aslı)

    Zerrincim yeni ev yeni telaşlar demek ama sonunda her şey çok güzel olacak..Yeni evinizde sağlıklı, mutlu zamanlar diliyorum:)..
    Kaldırımlar konusuna değinmen çok iyi olmuş. Ne yazık ki yayalara geçiş hakkı sağlayacak şekilde değil çoğu..
    Tatlı çok güzel görünüyor. Portakal kabuğu kullanmak da çok iyi fikir, nefis bir kokusu olmuştur:).
    Ellerine sağlık canım.
    Tatlı Ada’yı benim için de öper misin:)?
    Sevgilerimle..
    aslı

  6. Zeynep

    Zerrin yahu
    dün akşam gördüm bayram öncesi bizden ne istiyor dedim?
    şimdi buna bakıp ben gidip baklava yersem olmaz çünkü (malum ramazanda burada değildim)ilk bayramım bu sene ve baklava yiyebilme niyetim var bu sebeple o günlere kadar biraz kendimi tutmak istiyorum ama sayende mümkün olmayacak gibi:)
    neffis görünüyor ama direnmek istiyorum:)
    ellerine sağlık!

  7. love and smile

    Yeni ev, yeni eşyalar, yeni duvarlar, yeni perdeler…. ne güzeldir yenilik.. evet zor uğraşmak , karar vermek… ama olsun.. eminim cici bir eviniz olucak..
    Pek yorulmuşsunuz ailecek :)
    Dilerim tatlı tatlı sefa sürmek nasip olsun

  8. PINAR

    Zerrincim zor işleri halletmişsin, kolay gelsin. Ben 3 aydır hala nasıl bir perde yaptıracağıma karar veremedim, o kadar çeşidin arasında delirdim ve erteledim. Seni tebrik ederim, ellerine sağlık.
    Sevgilerimle

  9. Betül

    Zerrincim merhaba:) Son topiclere msg birakilamiyor çözemedim bi türlü bloggerdan ama önceki topiclerdeki mesajını yeni farkettim. Süpersin nasilda üşenmeden yazmışsın uzun uzun sağolasın. Çok teşekür ederim. Gerçekten okudukça memnun oldum:)
    Ben de bi çok şeyi renksiz ve doğal ve sade olmasi için uğraştım. Ama sanirim şu sallanan beşik olayinda ben de aynı hatayı yaptım:( Ama ahşap aldim. Dişlerini kaşıyabilir kızım. Perde konusunda çok hak verdim sana çok doğrusun… Hiç aklıma gelmedi ona tutunmaya çalışarak kalkacağı. Halı için ise o sertifikayı sağlayan hangi markalar var ki??
    Bi çok şeyi bende doğum sonrasina bıraktım. Buhar makinasi, süt sağma makinasi, biberon emzik vs vs bakalım ihtiyaci olacak mı? Bir de banyo takımı yağı şampuanı vs olarak ne almak gerek? onu bilemedim.
    Çok ama çok teşekkür ederim. Görüşmek üzere…

  10. leyya

    oyyyy canımn içi yazı bittiginde dilim dudagım kurumuş buldum kendimi:))ne zor işler di mi.gerçi çoğu gitmiş ama yorgunlugu epey sürer bunun bilirim.çok öpüyorum seni ve adayı.11 kilo he miiiii:))maşllh

  11. anneminkiziyim

    Yüreğine damla damla umut, günlerine bin tatlı mutluluk dolsun. Sevdiklerin hep yanında olsun, yüzün ve gülün hiç solmasın. Kurban Bayramın kutlu olsun… Tüm arkadaşların Kurban Bayramı?nı en içten dileklerimle kutlar, sağlık, başarı ve mutluluklar dilerim. Her şey gönlünüzce olsun!

  12. Chaplin cafe(Burcu)

    Zuhalciğimin tarifleri pek bir güzeldir zaten :P
    Dilber dudağı vezir parmağı hanım göbeği falan deme bana bak fena canım çekiyor.Zaten 1-2 saat önce tatlı krizine girdim nedensiz elma-üzüm hoşafı yapıverdim akşam akşam :P
    Ellerine sağlık güzelcim.

  13. Asiye

    Zerrinciğim, sadece blog manşet yapmak için gelmiştim walla başka hiç bir niyetim yoktu :(
    :) uzun zamandır buradayım hala manşet yapamadım :) acelem de var üstelik. Duvar kağıtlarının alınmasına kadar geldim, gerisine yarın devam edeyim :) Sen anlatırken 3 sene öncesine gittim resmen. Bu kadar benzerlik olur ve yaşananlar bu kadar güzel anlatılır. Pişman oldum 3 yıl önce neden ben o günleri yazmamışım :) Sadece şunu söyleyeyim uzun uğraşlardan sonra duvar kağıdı yapımına gelebildiğimizde artık ben pes demiş ve İstanbul’a kaçmıştım. İplerin kopma noktası da tam o an olmuştu :) Duvar kağıtcı telefon edip “orada bir filli boya bayine gidip katolog bakıp bana renk kodu söylermisiniz” dediğinde “Bana bak ben gelene kadar bekleyeceksin, beni bir daha arama bıktım senden rahat bırak” diye bağırdığımı hatırlıyorum :) Yola çıkarken bana 10 gün işi durdurmak zorundayım demişti, kafam ona bozuldu kalktım 10 dinleneyim diye gitmiştim :) Kızmayın bana ne bağırıyosun adam hem işini yapıyo diye, çünkü işi bırakma eylemine girdiği için çok sayın boyacıdan izin almıştım gitmek için :)))
    Sevgiler zerrin’ciğim kolay gelsin.
    Ben manşet yapıp gideyim, maceranın devamını merak da ediyorum ama kalbim dayanmaz şimdi yarın bakarım :)

  14. Aysenur- kekevi.com

    Merhaba,
    Hazır baklava yufkasından yaptığınız dilber dudağı çıtırlığını nekadar süreyle koruyor. Bilgilendirirseniz sevinirim.

  15. Misss Yazar

    Sevgili Ayşenur, çok kısa sürede tükettiğimiz için net bir cevap veremeyeceğim. Üzgünüm..

  16. tijen

    Ada lokumu varken ben dilber dudağını ne yapayım? (Bence o sosyal ağlardan uzak dur, blog komşularını senden mahrum etme Zerrin’ciğim!)

  17. perihan

    Merhaba dogru yere mi baglandim bilmiyorum ama kütüphane icin cabalayan galiba sizsiniz.Ben Almanya’da gazeteciyim.Gecen ay bir Türk ögretmen kitapligindaki tüm kitaplari bagislamak icin bizi aradi.Yaklasik 3500 kitabi var.Her tür kitaplar var.Hepsi de birbirinden cok degerli kitaplari ihtiyaci olan ve okunacak bir yere vermek istiyor.Raflarda duracak bir yere degil.Yalniz bir sey daha var ulasim masraflarinin karsilanmasi gerekiyor.Gönüllü bir hayirsever bulursak kütüphaneniz cok genisleyecek saniyorum.Ulasim masraflari yaklasik 200-300 euro tutar herhalde.Eger isterseniz kendiniz konusun.Beyefendinin telefonunu verebilirim.mail adresimden bana ulasmanizi bekleyecegim.sevgiler

  18. perihan

    mailimi cevapsiz birakmadiginiz icin tesekkürler.Belki de baska bir hayir isinde bir araya geliriz.Hoscakalin…
    ayrica sizide takipteyim..

  19. love and smile

    Misss sana mail attım sanırım ulaşmadı…
    Merak ediyorum iyi misin nasılsın..yeni yazı da yazmıyorsun

  20. tuğba

    Sosyal paylaşım ağları farkında olmadan bizi bloglarımızdan uzaklaştırıyor,sana katılıyorum Zerrincim.Yorulsanda herşey tamamlandığında bir ohh çekeceksin.Bunlar tatlı yorgunluk canım:)
    Dilber dudağında çok güzel görünüyor.
    ellerine sağlık..

  21. bir dut masalı

    canım kolaylıklar diliyorum.
    ve çok haklısın !
    bir çok arkadaş artık bloğu boşverdi :))
    ama siz buralara çok yakııyorsunuz zerrrinim .
    biz yokken SİZLER VARDINIZ BURAM BURAMDINIZ !! :)
    ADAMIMI ÖPÜYORUMMMM. SENİDE CANI.

  22. www.zeytintanesi.com

    Tatlı iştah açıcı duruyor, ellerine sağlık…

  23. nursevin Sönmez

    ben bloğa geçeceğim zaman faceyi kapamazsam asla tarifi yazamıyorm:)sağlık olsunda koşuşturalım. ben yaptım bu tatlıyı çok güzeldi. teşekkürler

  24. Geri izleme: DAVET SOFRASI - MisssGibi Denenmiş Yemek Tarifleri

  25. Geri izleme: KEKLİ BAKLAVA - MisssGibi Yemek Tarifleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.