19 Kasım 2008

AVOKADO DİP SOS, PEYNİRLİ KURABİYE, ORDAN BURDAN ŞURDAN

Kategori: Abur Cuburlar, Kurabiyeler — Misss @ 06:02

Bu yazı tamamen ordan, buradan, ÅŸuradan mentalitesiyle yazılmıştır. Altında anlam aramak, yazıyla tarifi baÄŸlamaya çalışmak gereksiz bir çabadır ÅŸimdiden söyleyeyim. :)

* Sonbahar havasından mı bilmem bazen içim kararıveriyor. Neyseki kedicikler var. Bahçeye çıkıp sersemleri seyredince kendime geliyorum. Beni hayata baÄŸlıyor pisicikler.

* Bahçedeki güller coÅŸtukça coÅŸtu. Heryer rengarenk oldular. Pek seviyorum gülleri. Yarın sabah vazo için gül keseyim, evet evet keseyim. unutmiyim.

* Dün akÅŸam "canım ailem" diye bir dizi baÅŸladı. Onu izledim. Pek beÄŸendim. UÄŸur Yücel’e diyecek yok zaten baÅŸka projelerde de severek takip ettiÄŸim Ezgi Mola ve İlker Aksum’a bayıldım.

* Saksıya iri yapraklı fesleÄŸen, reyhan ve dere otu diktim. Hemen pıtır pıtır çıktılar. Her onlara bakışımda yapacağım yemekleri hayal ediyorum, mutlu oluyorum. 

* Power Plate denilen zımbırtıya baÅŸladım. Haftada 3 gün gidiyorum. Hayatımda böyle eziyet görmedim. Hitler yaşıyor olsaydı iÅŸkence için bu aleti kullanırdı. Öyle böyle deÄŸil. Bilmeyenlere bu aletin ne menem olduÄŸundan kısaca bahsedeyim. Bir alet düÅŸünün üstüne çıkıyorsunuz tutacak yerleri falan var. Gayet tehlikesiz görünüyor. Lakin sizi çalıştıran koçunuz gelip pıyyyk pıyyyk düÄŸmelere basana kadar. Alttan bir titreÅŸim veriliyor. Ama ne titreÅŸim. Öyle böyle deÄŸil. Yanaklarınız titreÅŸimden o kadar sallanıyor ki ben bir yanağımın diÄŸerine çarpmasından korktum. O derece. :) Diyorsunuz ki nasıl yani sadece titreÅŸiyor, aletin özelliÄŸi bu mu. Evet aletin özelliÄŸi bu ama üstüne çıkıp titreÅŸirken yanınızda sizi çalıştıran koçunuzun yaptığı hareketleri de yapmanız gerekiyor. Her hareket 1 dakika. (ben yeni baÅŸladığımdan olabilir) mesela diyorki siz titreÅŸiyorken, yat makinanın üstüne mekik çek. Bana ilk söylediÄŸinde "efendim, anlayamadım" dedim.  Anlattı :))) Yat, kalk otur, eÄŸil, çök, bacağı kaldır, ne oluyor diyorsunuz. 10 dakika bir ömre bedel. İlk seanstan sonra midem bulandı, (Zeya’mın söylediÄŸine göre yetersiz su neden oluyormuÅŸ mide bulantısına) 20 dakika öyle eblek eblek oturdum, araba dahi kullanamadım. Eve geldiÄŸimde yorgunluk hissetmiyordum. Sonraki gün arkadaÅŸlar kolumu kıpırdatamadım. O kadar diyim. Bacak, kol, göbek hiç bir yeriniz kıpırdamıyor. (gerçi benim göbeÄŸim hiç bir zaman kıpırdamıyor ÅŸükürler olsun, kıpırdayan bir göbek düÅŸündümde) :)) Neyse iÅŸte böyle bir macera. Åžimdi ısındım alete 3. seans pek yorgunluk hissetmiyorum.

* Hani geçenlerde İstanbul yolculuÄŸumdan söz etmiÅŸtim ya. Çok komik bir olay yaÅŸadım. Taksimde arkadaÅŸlarımla buluÅŸtum. Öyle bakınıyorduk bir maÄŸazada birÅŸey beÄŸenip içeriye girdim. Bir arkadaşıma hediye aldım. Kasada ödeme yapıp deÄŸiÅŸtirme kartı hazırlanmasını bekliyordum. Kartla ilgili birÅŸey sordu kız, yanına yanaşıp baktım. O sırada monitöre gözüm iliÅŸti, eveeeet benim sitem açıktı. Benim aÄŸzım kulaklarıma vardı. Sadece sırıtıyorum. Hiç birÅŸey diyemedim. Kız bozuldu, iÅŸte iÅŸ dışı birÅŸeye bakıyor olmanın verdiÄŸi sinirle kapadı monitörü, iÅŸlemimi yaptı gönderdi beni. Ben "o benim benim, o site benim sitem demek istedim" diyemedim. Manyak gibi hissettim kendimi. :) Ama mutlu manyak.. Buradan söyleyeyim, eÄŸer bu yazımı okuyorsanız  18 Ekim’de Taksim’de ki maÄŸazada (ismi lazım deÄŸil) monitörünüze sapık gibi bakan sonrada aÄŸzındaki sırıtma ifadesini sonlandıramayan ÅŸahıs bendim. :)

* Bu sırada nar yemeyi severmisiniz. Çok ilgisiz belki ama (sanki yazdığım herÅŸey birbiriyle çok ilgiliymiÅŸ gibi takılıyorum, hale bak) :))) Ben nar yemeyi severim ama yerken narı vidik vidik yiyor olmak beni sinir ederdi. Geçen gün Delfina‘nın çektiÄŸi bir videoyu izledim. Artık bol bol nar tüketiyorum. Toplumsal bir mesaj vermeden geçmeyeyim. Nar ve avokado tüketelim, tüketmeyenleri uyaralım arkadaÅŸlar. :))))) 

* Yukarıda görüÄŸünüz dip sos çok leziz, krakerle daha leziz ama siz cips ile sunmak isterseniz cipsede yakışan bir sos. Avokadanın en lezzetli hali.

Peynirli Kurabiye için;
Malzemeler

100 gr. eritme peyniri (tam yaÄŸlı çok yumÅŸak beyaz peynirde olur)
1 yumurta
1 çay bardağı çörek otu
1/2 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı tuz
yeteri kadar un

Hazırlanışı

1- Un harici tüm malzemeleri bir kabın içinde iyice elinizle yoÄŸurun. YavaÅŸ yavaÅŸ unu eklemeye baÅŸlayın. Ele yapışmayan kulak memesi yumÅŸaklığında bir hamur elde edin.
2- Un serpilmiÅŸ tezgahta yarım santimlik kalınlıkta açın. DilediÄŸiniz ÅŸekilde kesin. Ben makarna kesme aletiyle kestim, tırtıllı oldu.
3- YaÄŸlı kağıt serilmiÅŸ fırın tepsisine dizin. Üstleri pembeleÅŸene kadar piÅŸirin. Afiyet olsun.

Avokadolu dip sos için;
Malzemeler

1 adet olgunlaÅŸmış avokado (avokado seçerken sert olmayan, yumÅŸak ama kararmamış olanını seçin)
EÄŸer sertse 2-3 elmayla birlikte bir bez torbanın içine koyup 1-2 gün bekletin.
2-3 sap taze soÄŸan
1 avuç maydanoz
1 diş sarımsak
1/2 limon
1 çay kaşığı zeytinyaÄŸ
tuz

Hazırlanışı:

1- Avokadoyu ikiye bölün. İçinden çekirdeÄŸini çıkarıp kaşıkla kabuklarından ayrılmasını saÄŸlayın. Bir tabağın içine alıp çatalla ezin.
2- İnce doğranmış taze soğan, maydanoz ve ezilmiş sarımsağı ekleyin.
3- Limon, zeytinyağ ve tuzu ekleyip harmanlayın. işte hazır. :) Afiyet olsun.

16 Kasım 2008

MİSSSGİBİ 2 YIL :)

Kategori: Kurabiyeler, KategorilenmemiÅŸ — Misss @ 16:45

Blogumu açalı tam tamına 2 yıl oldu. Oturup muhasebesini yaptığımda bana çok ÅŸey kattığını görüyorum. O yüzden iyi ki blogcu olmuÅŸum. İyi ki siz dostları tanımışım diyorum. Çook çok teÅŸekkürler. 

GeçtiÄŸimiz yıl bu sıralar blogcudaki sayfamdan buraya taşınmıştım. Blogumun ilk yaşını öyle kutlamıştık. Size geçtiÄŸimiz aylarda bir süprizden söz etmiÅŸtim ya.. Bir türlü açıklayamamıştım. İşte o süprizle kutlayalım blogumun doÄŸum gününü istedim.

Bir email aldım çok deÄŸerli bir bayandan. "Sizi okumak pek keyifli, biz sektörel bir dergi çıkarmak üzereyiz. Bu dergi için bize yazı hazırlarmısınız" diyorlardı. Telefonla görüÅŸtük. Tanıştık. Yüzyüze görüÅŸtük. Dünya ÅŸekeri bir insan tanıdım bu sayede.. Bana isteklerini söylediler. Yazıyı hazırlayıp,tarifler deneyip gönderdm. BaÅŸladım beklemeye.. Gönderdim ama beÄŸenilecekmiydi. En önemli ve iç kemiren soru buydu. Cevap geldi "harikaaa". Mutluluktan uçtum. Sonra  derginin çıkmasını bekleme baÅŸladık. GeçtiÄŸimiz hafta dergi elime ulaÅŸtı. Elim titreyerek açtım sayfaları. Büyük bir keyif yaÅŸadım. İşte üstteki kurabiyeler dergi için hazırlanan kurabiyeler. Umarım beÄŸenirsiniz.

Dergiye ulaÅŸmak için burayı tıklayınız..

Bir süpriz daha açıklayacağım yakın zamanda becerebilirsem. :) Bakalım becerebilecekmiyim..

13 Kasım 2008

BROWNI - CHEESECAKE

Kategori: Kurabiyeler, Kekler-Muffinler, Pastalar — Misss @ 08:30

Çocukken ne okurdunuz? Ansiklopedi karıştırmayı severmiydiniz mesela  ?

9-10 yaÅŸlarındayım. Evimizin salonunda bir kütüphane var. Bir sürü polisiye, hikaye kitapları var. Bir de hiç unutmayacağım uzun yıllar elimden düÅŸürmediÄŸim saÄŸlık ansiklopedisi.

Hangi yayınevinin , kim yazmış bilmiyorum. Çocukken o ansiklopediyi elime alıp uzun uzun okurdum. Ansiklopedide yazılı olan hastalıkların tüm semptomlarını neredeyse ezbere bilirdim. Amanın ne güzell diyorsunuz deÄŸil mi.. :) Maalesef öyle deÄŸil.

Bir gün okuldan geldim, dışarısı kış. GöÄŸsüm nasıl aÄŸrıyor anlatamam. Evde soba yanıyor, sobanın arkasındaki mindere uzandım. Annem, ananem hastayım diye üstümü battaniyeyle örttüler yatıyorum. Bir taraftan ansiklopedide yazlı olan semptomları düÅŸünüp ne olduÄŸunu anlamaya çalışıyorum. Aaaa kolumda uyuÅŸuklukmu var ne, oo var var, eee zaten kalbim aÄŸrıyor, anaaaam ben kalp krizi geçiriyorum kesin diye baÅŸladım bağırmaya. Evet evet bildiÄŸiniz böÄŸürme suretiyle aÄŸlayıp bağırıyorum.

Artık nasıl bir panik hali estirdiysem evin içinde apar topar annem, babamı çağırdı beni doktora götürdüler. Acilde oturduÄŸumu ve doktorun beni muayene ettikten sonra aspirin verip birÅŸeyi yok hafif üÅŸütmüÅŸ dediÄŸini hatırlıyorum. :))))

Eve gelip artistik bir hastalığı olmayan insan olarak soba arkasında tosur tosur uyudum.. :) İlk hatalı teÅŸhisim buydu. :) BittiÄŸini sanıyorsanız yanılıyorsunuz, ne teÅŸhisler koydum zaten yoktular. :) ne doktorlar gördü bilseniz.. :))) GeçtÄŸimiz haftada Mesut ile birlikte yine soÄŸuk algınlığı geçirdik. BoÄŸazlarımız ÅŸiÅŸti. Ben yine çocukken yaptığım gibi septomları düÅŸünüp çeÅŸit çeÅŸit tehlikeli hastalıkları aklıma getirdim.. Sonra bu olay aklıma geldi. Dİyette olmama raÄŸmen kalkıp bu browniyi yaptım. :) Çivi çiviyi söker diye.. :))) Nefis bir ÅŸey.

Bu brownie cheesecake ile kaç zamandır karşılaşıyoruz.. Kendisini her gördüÄŸümde "lütfen bir daha karşıma çıkma diyetteyim hadi iÅŸine git gözünü seveyim,  zayıf insanların karşısına çık" desemde yok dinlemiyor. :)  Ä°lk Dünyanın En güzel Kurabiyeler kitabında karşılaÅŸtık. Sonra Tijenim yapıp sayfasına koymuÅŸ. Dururmuyum.. :) Åžeytana deÄŸil ama brownieye uydum.. :) İki tarifi harmanladım ortaya böyle birÅŸey çıktı. Misafirlerimizde tadına bayıldılar. İşte tarif;

 Malzemeler:

115 gr bitter çikolata
85 gr tereyağı
2 yemek kaşığı krema
2/3 su bardağı şeker (Ben esmer şeker kullandım)
2 yumurta
2/3 su bardağı elenmiş un
1/2 paket vanilya
1 tutam tuz.
200 gr. labne peyniri
1 yumurtanın sarısı
3-4 çorba kaşığı toz ÅŸeker

Hazırlanışı:

1- Çikolata, tereyağı ve kremayı cam bir kabın içine koyup benmari eritin.
2- Toz ÅŸekeri çikolatalı karışıma koyup karıştırın
3- Teker teker yumurtaları kırıp karıştırın.
4- Ayrı bir yerde unu, vanilyayı eleyip karıştırın ve içine tuz koyup karıştırın.
5- çikolatalı karışıma toz malzemeleri ekleyin.
6- YaÄŸlı kağıt serili orta boy fırın tepsisine karışımı dökün, ben normal kek için kullandığım tepsiyi kullandım.
7- Üzeri için labne peyniri, yumurta sarısını ve toz ÅŸekeri pürüzsüz hale gelene kadar çırpın
8- Çikolatalı karışımın üstüne dökün. Bıçakla alttakini üstüne çıkartmak suretiyle desen yapın, 180 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika piÅŸirin
9- Fırından çıktığında ortası bıngıl bıngıl olabilir ama çıkınca soÄŸuyunca kendine gelir. :) iyice soÄŸuyana kadar kesmeyin. Afiyet olsun.

11 Kasım 2008

ESRA’NIN ANISINA KÜTÜPHANE-LER :)

Kategori: KategorilenmemiÅŸ — Misss @ 11:36

Åžu yazıyı sizlere yazmak için nasıl sabırsızlandım anlatamam. Bir türlü yazamadım iÅŸlerin yoÄŸunluÄŸundan, ama iÅŸte ÅŸimdi burdayım. :)

Canım Esra’cığımın adına kütüphane yapıyoruz ya hani kitaplar topluyoruz. İşte sonunda yüzdük yüzdük kuyruÄŸuna geldik. Hani biz bir kardeÅŸ okul seçmiÅŸtik ve o kardeÅŸ okulumuza gönderecektik ya iÅŸte sizlerden gelen kitaplar öyle fazla oldu ki bir kütüphane deÄŸil iki kütüphane yapabiliyoruz. Esra’nın adını iki okulda yaÅŸatacağız, iki okulunda yavruları faydalanacak…

1000′i aÅŸkın kitap geldi, Ayça’cığım hepsini istifledi, ayırdı, düzenledi. Hepsinin ilk sayfasına Esra Öztürk’ün anısına diye etiketler yapıştırdı. Kolilere yerleÅŸtirdi. Bu hafta içinde dağıtım firması yardımıyla okullarımıza ulaşımı saÄŸlanacak.

MaraÅŸ’ta bulunan Hoca Ahmet Yesevi ilköÄŸretim Okuluna gidecek. DiÄŸer okul ile ilgili bilgileri de en kısa zamanda paylaÅŸacağım. Okul müdürüyle görüÅŸmelerimiz sürüyor.

Öncelikle verdiÄŸi emeklerden dolayı Ayça‘ya sonra mutluluÄŸumuza mutluluk katan kampanyaya katılım gösteren aÅŸağıdaki tüm dostlara  nasıl teÅŸekkür etsek az. Çoook çoook saÄŸolun. Ayrıca gönülden bizi destekleyen, bir ÅŸekilde kitap gönderemeyen ama desteklerini hep yanımızda hissettiÄŸimiz dostlarımıza da binlerce teÅŸekkür.

Sevgili Burçin‘e
Sevgili Hülya‘ya
Sevgili Elif‘e
Sevgili Özlem‘e
Sevgili leyya‘ya
Sevgili Lulu‘ya
Sevgili Akasya kokusu‘na
Sevgili Akif Abi ve Fatma Abla‘ya
Sevgili Nino‘ya
Sevgili Feyza ve Nilay‘a
sevgili Cemile‘ye
Sevgili Sofra Özlemi‘ne
Sevgili Zeynep Gülbay’a
Sevgili Burcu‘ya
Sevgili Zerrin‘e
Sevgili Aysel‘e
Sevgili TuÄŸba YaÄŸmur’a
sevgili Nurgül‘e
Sevgili Åžerife‘ye
Sevgili Ayça‘ya
Sevgili Ablam‘a
Sevgili Tijen‘e
Sevgili Hülya‘ya
Sevgili Aslı‘ya
Sevgili Pınar‘a
Sevgili Neslihan‘a
Sevgili Gülümser‘e
Sevgili Anne Peri’ye
Sevgili Zeynep‘e
Sevgili Özlem‘e
Sevgili Jülide‘ye
Sevgili Gülriz‘e
Sevgili Selcan‘a
Sevgili Fatmagül‘e

Sevgili Aslı’nın Mutfağına
Sevgili Süheyla‘ya
Sevgili Gönül‘e

Sevgili Balkahve
Sevgili Betül
Sevgili İnci
Sevgili Güldane
Sevgili Delfina

Sevgili Elvan
Sevgili YeÅŸim
Sevgili Aslı
Sevgili Vildan
Sevgili Gaye
Sevgili zeya

Çoook güzel birÅŸey yaptık arkadaÅŸlar çook güzel. İki okulumuzunda faydalanabileceÄŸi geniÅŸ, kocaman kütüphaneler yaptık. Tüm dostlara kucak dolusu sevgiler..

07 Kasım 2008

FLORANSA 4.GÜN - SİENA GEZİSİ —

Kategori: GEZİYORUM, Ben Bir Cezveyim — Misss @ 10:17

19-05-2008

Sabah gök gürültüsüyle uyandım. Zaten moralimide o ses mahvetti. Floransa bana oyun oynuyor. Bu sabah amacım pazara gitmekti. Buranın halkının gittiÄŸi yerel bir pazar oluyormuÅŸ. Sabah kahvaltımızı ettik. mesut beni mutlu etmek için uÄŸraşıyor. Ben mızıldanıyorum. Pazara gidemeyeceÄŸimiz için çok üzgünüm. mesut neden gidemeyecekmiÅŸiz, ÅŸemsiyelerimizle gideriz dedi. YaÄŸmur çamur dinlemeden çıktık yola. Elimizde ÅŸemsiye ve en kapalı pabuçlarımız bez spor ayakkabılar.Pazar yerine gitmek için S.Marco’dan otobüse biniyoruz. otobüs durağına kadar yüyürken zaten sırıl sıklam olduk. Hayalim pazar alanından ÅŸahane çizme veya bot bulmak. Pazar alanına bir parkın içinden geçilerek gidiliyor. Yılmak yok o pazara gideceÄŸim.. :) Bizim gibi deli 3-5 turist daha var çevremizde. hepimiz ppazara ulaÅŸmaya çalışıyoruz. :) Arada da birbirimize gülüyoruz, çünkü onların ayaklarında ÅŸortlar ve terlikler var. Sanırım benim gibi çizme hayalleri var.  Parkın içinde yer yer gölcükler oluÅŸmuÅŸ.

Pazara ulaÅŸtığımızda hayal kırıklığına uÄŸruyoruz. DoÄŸru düzgün esnaf tezgah açmamış. Küçük kamyonetvari araçları var üstleri kapalı. Arkasını yanlarını açabiliyorlar, hopp tezgah açılıyor. Ama yaÄŸmur öyle çok ki arabanın içinde oturuyorlar. Yine de açan tezgahları geziyoruz. Biraz alışveriÅŸ ediyoruz. Elbette çizme yok. :) Ayakkabılarım o kadar ıslandı ki içine artık su almıyor, ayaklarım dışarıya su verir durumda.. :)) Bir peynir tezgahına yanaşıyoruz, karı koca tezgahın arkasında bize bakıyorlar, artık nasıl görünüyorsak. Bir sürü peynir tattırıyorlar bize, onlar bizi anlamıyor biz onları anlamıyoruz, bir sürü peynir alıp pazardan ayrılıyoruz.

SMN istasyonuna gitmeye karar veriyoruz. Minik bir alışveriÅŸ merkezi, kapalı bir çarşı görmüÅŸtük. Gidip ayakkabı alalım diyoruz. Sonunda kapalı bir alt geçit gibi maÄŸazaların bulunduÄŸu yere giriyoruz. Ayakkabı denemek için çoraplarımı deÄŸiÅŸtirmeliyim, aksi takdirde esnaf beni ayakkabıyla kovalar. :) Ama ayakkabıcılarda deneyecek pabuç yok. Her yer yazlık sezona geçmiÅŸ ve tek kapalı deri ayakkabı yok. Batayı göörüyoruz, kapısının önüne 2 bot bir çizme koymuÅŸ. Birini beÄŸeniyorum. Numarası kalmamış. Sadece birinde benim numaram var ve tek. Yani toplam 3 kapalı ayakkabıları var onuda kapının önüne koymuÅŸlar. Mesut’a ve bana birer çift ayakkabı alıyoruz.

Her yer ıslak ama benim ayaklarım kuru nasıl mutluyum anlatamam. Bir fırın görüyoruz oradan nefis ekmekler alıyoruz, otele dönmeye karar veriyoruz. Elimizdekileri bırakıp kıyafet deÄŸiÅŸtirip atıyoruz kendimizi dışarıya.. Önce Dumo meydanındaki gözümüze kestirdiÄŸimiz  bir cafe’de (Le Cantine Dı Caviro) birÅŸeyler yemeye karar veriyoruz. Porsiyonlar küçük, fiyatı pahalı bir yer. Makarna ve deniz mahsüllü salata yiyip kalkıyoruz.

Hedefimiz Siena’ya gitmek. Sienaya gitmek için otobüs garına gitmeliyiz.Otobüs garı SMN ‘da. Otobüs bileti 6,5 euro. Otobüsler gayet konforlu 1 saat 10 dakika içinde Siena’da oluyoruz.Siena bir masal ÅŸehri. Her yer kızıl. Zaten resimle ilgilenenler bilir siena kızılı diye bir renk vardır iÅŸte buradaki yapılardan almış o ismi. :) Siena yaÄŸmurlu deÄŸildir umarım diyoruz ama indiÄŸimizde hafif çiseleyen bir hava karşılıyor bizi.

FotoÄŸraf çekip dolaşıyoruz. Benetton’un outletini görüyoruz. Outlet lafı duyduÄŸunda beyni dönen benim gibi biri için müthiÅŸ mutluluk. :) Anında giriyorum altüst ediyorum. AlışveriÅŸ ediyoruz, Türkiye’ye göre fiyatlar çok çok uygun.

Biraz daha dolaÅŸtıktan sonra restaurant aramaya baÅŸlıyoruz. İçerisi dolu. 2 kiÅŸilik masa var sadece. Bir taverna burası. Ben harika bir enginarlı soÄŸanlı risotto yiyorum, mesut oranın ünlü bifteÄŸinden sipariÅŸ veriyor. Salata ve yanına house wine alıyoruz.

Biz yemeÄŸi yiyip bitirdikten sonra hesabı getiren çocuk bifteÄŸimizin yarım porsiyon çıktığını o yÄŸzden az para alacağını söylüyor. peki diyoruz. farketmemiÅŸtik bile. :) Toplam 22 euro ödüyoruz. Oldukça eÄŸlenceli bir yer. çok keyifli bir akÅŸam geçiriyoruz. Son otobüsü kaçırmamak için koÅŸturuyoruz. :) Floransaya otelimize geri dönüyoruz. yaÄŸmur dinmiÅŸ mi nee?? :))