SADRAZAM LOKUMU

Üniversiteye ilk başladığım gün anfinin kapısının önündeki basamaklarda oturuyordum. Önümde de bir kız upuzun saçları var. Saatin kaç olduğunu merak ettim. Dekan gelecek konuşma yapacak diyorlar… Bende de sıkıntı gelmiş dışarı çıkıp gezip tozmak istiyorum. Önümdeki kıza saati sordum. O da benim saati sormamı bekliyormuş. Gülümsedi saati söyledi ve yanıma oturdu 13 yıldan beri yanımdan kalkmadı.. :) Adı Ebru…

O da benim gibi düşünüyor ki çok sıkıcı gezmeye çıkalım mı dedi. Üniversiteyi tanıma gezisine çıktık… Bir binanın önünden geçerken İstanbul İktasat Sahnesi diye bir yazı gördük. gelin tanışalım diyor. Tabii gittik tanıştık. İçeri girdiğimizde 15-20 kişi bir koşturmaca, kahkaha sesleri. Merhaba biz burada ne oluyor diye merak ettik dedik. Ayakkabılarınızı çıkarın sahneye gelin dediler. Ayakkabılarımızı 94 yılında çıkardık 98 yılında giyip çıktık.

Hayatımın en güzel yıllarını, en güzel arkadaşlıklarını buldum. Üretkenliğin ne demek olduğunu, birlikte iş yapmanın keyfini, ekip çalışması denen şeyin nemenem birşey olduğunu, paylaşımı orada öğrendim. Eğlencenin ve gülmenin tavan yaptığı bir ortamdı. Okula değil sahneye gittim 4 yıl boyunca :)

88 yılında abilerimiz ablalarımız kurmuşlar bir üniversite binasının bodrum- kalorifer dairesinin yanındaki bir odayı almışlar. Herşeyi kendileri yapmış. Okuldan hiçbir destek almadan. Sevgili Hocamız Türkel Minibaş’ın destekleri hariç. Devrede ede gelmiş bugünlere … Kardeşlerimiz devam ediyor.

İstanbul ziyaretim sırasında dostlarımdan bazılarıyla yeniden biraraya geldik. Serap’cığım, Bahar’cığım, Ayça’cığım ve canımciğerim Banu’cuğum… Öyle güldük, öyle eğlendik ki ayrıldığımda ağzım kapanmıyordu. Bir dahaki gelişimde daha büyük çaplı toplanalım eski günlerdeki gibi… Hiçbirşeyin değişmemiş olduğunu bilmek, eski güzel günlerdeki güzel insanların varlığını, yanınızda olduğunu bilmek daha güzel ne var ki şu dünyada…

Bu haftasonu 10 Mart’da Müjdat Gezen Sanat Merkezinde İktisat Sahnesinin yeni kuşağının sahneye koyacağı oyun var. Ben gidemiyorum. Ama gönlüm onlarla… Ve güzel dostlarımla…

Şimdiiiiiii Zerrin gelde bağla bakalım Sadrazam Lokumuyla bu konuyu.. :))) İşte Zerrin’in tükendiği an. Şaka şaka bağlayamayacağım şeyi yazarmıyım hiç :)

Ben Bu sadrazam lokumunu aynı zamanda muzlu rulo pastaya benzeyen tatlıyı arkadaşlarıma hediye ediyorum. Afiyet bal şeker olsun… Cicim Serap bir masa açalım mı kenarda bu konuyu konuşalım :)

Bu tarifi Nane (Nazancığımın sitesinden aldım). Biz çok sevdik biraz değiştirdim.. Ama o lezzetinden hiçbirşey kaybetmedi.. Aksine artttığına inanıyorum. İşte tarif:

Malzemeler:

Kek için:

4 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
Muhallebi ve içi için:
1/2 kg. süt
2 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı nişasta
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
1 adet muz
1 limon kabuğu
1 çay bardağı süt
üstü için çikolata sosu, hindistan cevizi.

Hazırlanışı:

1- Önce keki için yumurta ve şekeri çırpıyoruz. İçine unu ve kabartma tozunu (eleyerek ekliyoruz) Karıştırıyoruz ve bir tepsiye döküyoruz. İnce bir şekilde yayılsın. Altına yağlı kağıt sererseniz daha iyi olur. 180 dereceli fırına keki sürüyoruz ve üzeri pembeleşince çıkarıyoruz.
2- Muhallebi için süt, un, nişasta ve şekeri karıştırıp muhallebi kıvamına gelene kadar ocakta pişiriyoruz. İnmesine yakın limon kabuğunu ve vanilyayı katıp karıştırıp soğumaya bırakıyoruz. Ara ara karıştırınki üzeri kabuk bağlamasın.
3- Diğer tarafta hazır çikolata sosunu arkasındaki tarife göre yapıyoruz.
4- Kekin üzerine muhallebiyi döküp eşit şekilde dağıtıyoruz. En uç kısma muzu yerleştirip benimki gibi rulo yapabilirsiniz. veya kesip tost gibi üt üste koyabilirsiniz. En üstüne 1 çay bardağı sütle ıslatıp çikolata sosunu döküyoruz. Hindistan cevizi serpip biraz soğuması için buzdolabında bekletiyoruz.
Afiyet olsun…

SADRAZAM LOKUMU için 1 yorum:

  1. Lale

    Tekrar merhaba,
    Mailini aldım.Çok hızlı oldu:)Ben hemen cevap alacağımı düşünmemiştim.Hatta itiraf edeyim cavap alacağımı hiç düşünmemiştim.
    Gelelim sadrazamın lokumuna.Yukarıda ben biraz tarifi değiştirdim demişsin, belki de benim vereceğim sende vardır diye düşünüyorum.Pandispanyanın ölçüsü aynı.Yalnız önce yumurta akı ve şeker çırpılıyor.Sonra sarısı eklenip tekrar çırpılıyor,ardından un ve kabartma tozu da koyulup iyice çırpılıyor.Yine senin dediğin gibi yağlı kağıt serilmiş büyük fırın tepsisine dökülüyor.İncecik birşey oluyor ve fırında pembe pişiriliyor.Fark burada başlıyor.Pişen pandispanya soğuduktan sonra 10 eşit parçaya bölünüyor.Yani elimizde 7,5’a 16 cm ebadında 10 dikdörtgen oluyor.Sonra onlar da ortadan ikiye kesilip aynı ebatta 20 adet çok ince dikdörtgenle lokumu yapıyorum.Muhallebimiz biraz farklı.Benimki 4 bardak süt,6 çorba kaşığı un,1,5 bardak şeker,bir limonun kabuğu ve vanilya..
    Muhallebi de soğuduktan sonra dikdörtgenlerin dış kısmına bunu sürüyoruz.Yani pandispanyayı ortadan kestiğimizde meydana çıkan iç kısma değil,fırında kızaran kısımlara muhallebiyi sürüp rulo şeklinde sarıyoruz.Daha sonra bir tabağa soğuk süt koyuyoruz ruloları önce soğuk süte batırıyoruz sonra da hertarafını başka bir tabağa koyduğumuz hindistan cevizine buluyoruz. Bir gece dolapta beklerse daha güzel oluyor.Çünkü sütü ancak emiyor.Ben bu tatlıyı çok severim fakat ikramı bana her zaman zor gelmiştir.Ama ona da bir çare buldum.Hani muffinleri içine koyduğumuz pasta kapsülleri var ya, şimdi onların içine koyuyorum.Çok pratik oluyor.Azmin elinden birşey kurtulmuyor:) Benden şimdilik bu kadar .Gidip sofyayı hazırlamalıyım.Gidip şu güzel sarmalarımızı yiyelim artık.Gerçekten çok güzel olmuşlar.Bir daha eski usul sarma yapmam artık.
    Hoşçakal…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.