İSPANYA GEZİ NOTLARI - 3.Gün

10.04.2012

Sabah uyanır uyanmaz bugünün Ada ile baş başa geçireceğimiz bir gün olacağını düşünüp heyecanlanıyorum. Daha önceki İspanya gezimiz sırasında bir türlü fırsat bulamadığımız alışveriş konusuna el atmaya karar verdim. Mesut işi için hazırlanırken ben haritayı açıp Mango'nun outlet mağazasını araştırmaya başladım. Harita üzerinden işaretledim. Nasıl gidileceği konusunda plan yaptım. Ada ile hazırlandık. Mesut Ada ve ben yola çıktık. Önce otelin yakınlarındaki Pan isimli cafede kahvaltı ettik. Cafe çıkışında Metroya yürüdük. Metroyla aktarmalı şekilde gideceğiz. Bir noktada Mesut'dan ayrılacağız. Sırtımda çanta elimde Ada istasyona geldiğimizde Mesut'a hoşçakal dedik indik. Ada babası neden gelmiyor onu anlamaya çalışıyor. Resmen istasyonda bir trajedi yaşadık. Mesut camdan bize el sallıyor metro hareket ediyor. Ada BABAAAAAA diye böğürerek elimden çekeleyerek metronun arkasından yakalamaya çalışıyor. :) Ada'yı sakinleştirip metro çıkışında haritayı açtım hangi yöne gideceğimi, hangi çıkıştan çıkmam gerektiğini anlamaya çalışıyorum. O anda kalabalık dikkatimi çekti. İspanyolca bana bir şeyler söylüyorlar. Anlamıyorum. Saniyede önümüze etden duvar ördüler. Ve bana çıkışı gösteriyorlar. O anda fark ettim yerde yatan adamı. Meğer adamcağızın biri kalp krizi yada benzeri birşey geçirmiş yerde yatıyor sağlık ekipleri ise kalp mesajı yapıyorlar. Görevliler Ada adamı görmesin diye önümüzde etden duvar örmüşler. Hangi çıkış olduğunu bile anlamadan apar topar Ada'yı kucakladığım gibi atıyorum istasyondan kendimi dışarıya. Olayın şokundayım. İnanılmaz üzülüyorum. Adam evinden çıkmış belli ki işine ya da bir yere yetişme derdinde. Ve 2 dakika sonra ölümle pençeleşiyor. Hayat inanılmaz acımasız.

Çıktığımda nerede olduğumu haritaya bakarak kavramaya çalışıyorum, hangi yöne gitmeliyim. Bir taraftan Ada etraftaki dal parçalarını almaya, elimi bıraktırmaya çalışıyor. Elimden çekeleyen ada ile doğru olduğunu düşündüğüm bir yöne doğru gitmeye başlıyorum. Yalnız arkadaşlar, yürümek bazen bataklıkta hareket etmeye benziyor. ne kadar hareket edersen o kadar batıyorsun. Bilmediğin yöne doğru yürümekte aynen öyle. Yanlış yerse batıyorsunuz. :)

Yürüyüp, Ada ile etrafa bakıp doğru yönemi gidiyorum anlamaya çalışırken baya bir zaman geçiyor. Cadde, sokak isimlerini göremiyorum görsem haritada çözeceğim. Gördüklerim de haritada yok. O sırada yaşlı bir çift görüyorum. Harita üzerinden gitmek istediğim yeri soruyorum. İngilizce bilmemelerine rağmen ellerinden geldiğince anlamaya çalışıp anlatmaya çalışıyorlar. Pek başarılı olamıyorlar. 15 dakikalık boşa çırpınmanın ardından anlamış gibi yapıyorum. Lakin İspanya'da daha önceki gelişimde de öğrendiğim bir şey var ki bu insanlar feci yardımsever. Anlatamadıklarını düşünüyorlarsa seni alıp gideceğin yere ya da anlamadılarsa bambaşka bir yere götürebiliyorlar. :) peşine takılabiliyorlar.

Yürümeye devam ediyorum. İki turist bana yaklaşıp yol sormaya çalışıyor. İspanyol olmadığımı yabancı olduğumu söyleyince şaşırıyorlar. Çok benzediğimi söyleyip uzaklaşıyorlar. Geldiğim yoldan çıktığım metro istasyonuna dönmeye karar veriyorum o da ne. Yaşlı amca ve teyzeyle bilinç dışı konuşmamdan sonra yönlerimi tamamen karıştırıyorum. Ters istikamete yürüdüğüm halde metro istasyonundan uzaklaştığım gerçeğini haritada fark ediyorum. :)

Bu arada Ada mammmaamm mammamm diye sayıklamaya başlıyor. Bir taraftan oturup çay kahve içip bir şeyler atıştıracağımız mekan bakmaya başlıyorum.

Bu arada 2-3 kişi daha durdurup yol sorduğumu da söylemeden geçmek istemem. Ada'ya muffin alıp yürümeye devam ediyoruz. Sonunda rastlantısal olarak bir caddeye çıkıyoruz. Caddenin adı hala yazmıyor. Ama sağda solda outlet yazıları görüyorum. Kendimden geçiyorum. Burası olmalı burası olmalı diye kendi içimde çığlıklar atarak bir sağa bir sola kendimi savura savura koşuyorum. :))

Neee 5 euroya çizmemi Koş zerrin, neee elbiseler 10 euromu koşşş zerrin. Sanki rüyadayım.. :) Ya da Merter sokaklarında dolaşıyor gibiyim :))))

O anda bir ışık gözümü alıyor O ışık Mango outlet yazısı. Tanıdık bir yüz görmüş gibi topuklarımı popoma vurarak Ada'yı tek kolundan tutup çocuğun ayaklarını yerden keserek Mangoya adım atıyorum :)))) Amanın o andan sonrasını hatırlamıyorum. 10 larca parçayı elime alıp Ada ile deneme kabininde deneyip sepete atıyorum. :) Fiyatlar oldukça makul. Deneme kabininde pantalon denerken bir koku burnuma çalınıyor. Ama öyle böyle değil. Ada'ya bakıyorum. Oğlum bu sen değilsin değil mi bakışı bu. Ada'da bana yooo anne benim ben diyerek pis bir sırıtmayla ve bakışla cevap veriyor. Ne yapacağımı düşünmeye çalışıyorum. Otel çok uzak. Cafelerde değiştirme yeri yok. Yakınlarda dışarıda bank v.s. de yok. Görmedim. Alışverişi sonlandırıyorum. Aldığım eşyalarla kasaya gidip ödeme yapıyorum. Kasadaki kıza durumu anlatıyorum. Görevlilerin kullandığı tuvaleti kullanabileceğimizi söylüyor gayet kibar. Daracık bir tuvalette Ada'nın altını temizliyorum. Benim için 10 defa kaybolmaya bedel pozisyonlarda ve zorlukla.. Poşetler elimde Ada'nın bezi sırt çantamda. Koku yayarak mango'dan çıkıyoruz. Önce çöp sonra otele doğru yola çıkıyoruz. Çok fazla şey almayayım taşımak zor olacak desem de kendi kendime tutamamış olduğumu dolu poşetleri taşırken elim acıdığında fark ediyorum. Metro istasyonuna gitmeye çalışıyoruz. Hani sevgili okuyucum yukarıda yanlış yola girmek bataklık gibi kelimelerin olduğu bir cümle kurmuştum yaa aynen bu durum için geçerli. İlerledikçe Metrodan uzaklaştığımı anlıyorum. Artık haritaya bakabilecek ellere de sahip değilim. Ellerim poşet ve Ada ile dolu. Karşıma çıkanlara soruyorum. hepsi sanki ne garip bir soru der gibi bakıp bana acıyor ve çoook çoook uzak diyor :) Nasıl yanlış istikamete yürüdüysem artık. Otobüs durağı görüyorum. Gittiği noktalara bakıyorum. Metro istasyonuyla çakışan bir durak görüyorum. O otobüsü beklemeye başlıyorum. Otobüs geliyor. Biniyorum. O anda bindiğimde anlıyorum ters istikamete gittiğimizi ama iş işten geçiyor :) Yolun karşısından binmem gerektiğini düşünemediğime kızıyorum. Şükür ki Ada'nın keyfi yerinde ve sorun çıkarmıyor. Sonraki durakta iniyoruz. Yolun karşısına geçip otobüs durağı buluyoruz. Otobüse binip istasyonu bulup metroya biniyoruz. Aktarma yapacağımız noktada yine karıştırdığımı farklı bir yöne gidip yine geri dönüp sonra doğru yöne gittiğimden kısaca söz etmek istiyorum. :)) Tüm dengem altüst olmuş ve feci yorgun şekilde otele varıyoruz. Eşyaları koyarken Ada'nın ayakkabılarıyla yatağa uzanmış ve horlaya horlaya uyumaya başlamış olduğunu farkediyorum. Yanına uzanıp kitap okuyup dinleniyorum. Ada uyandıktan sonra giyinip La Ramblas'a gitmek için otelden çıkıyoruz. Yakınımızda ki Sagra da Familia durağından Metroya binelim hem de günüm güzelleşsin diyerek oraya yürüyoruz. Ada kilisenin önündeki parkta oynarken ben de göz ziyafeti çekiyorum.

La Ramblasta Mesut'la buluşuyoruz. Pazar'a gidip meyve suyu alalım akşamda yemek için meyve alalım diyoruz. Bir şeyler alıp dolaşıyoruz. Akşam yemeği için pizza yiyelim istiyoruz. Hem İspanyol yemeklerinin yapıldığı hem de İtalyan mutfağına sahip bir rest. buluyoruz. La Crema Canela isimli rest. giriyoruz. Nefis pizzalar,, patates bravas, kalamar ve kendi özel şaraplarıyla yemeğimizi tamamlıyoruz. Yürüyüş yaparak metro istasyonuna varıyoruz. Günün yorgunluğunu atmak için mışıl mışıl uyuyoruz..

Not: Fotoğraflar yazı ile bağlantılı değildir. O gün içinde çektiğim hoşuma giden fotoğrafları koyuyorum. Mango outleti anlatırken çikolata fotoğraflarının olma sebebi budur :)))

Paylaşmak İçin:

Kategoriler: Geziyorum

Etiketler: geziyorum , ispanya , mango outlet

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

Sosya Medya Hesaplarımız:

Yorumlar:

  • Sebla 10.04.2012

    Zerrin ne güzel anlatmışsın:) Nasıl keyifle okuduğumu anlatamam. Cesur olduğunu söylemeden geçemeyeceğim;) Ada yı da tebrik ediyorum. Ne kadar uyumlu olduğu belli. Sizin gibi aileler bana cesaret veriyor çocukla gezme konusunda;)

    CEVAPLA

  • zeynep 10.04.2012

    çok seviyorum ben seni yaaa:)))
    heyecanla öyle hızlı okudum ki anlatamam:)))
    serinin bi sonrakini çok merak ediyorum,öpüyorum:))

    CEVAPLA

  • Esra 13.04.2012

    Merhaba Zerrin hanim.
    Yazilariniz ve tariflerinizi zevkle takip ediyorum. Benim de Ada ile yasit bir oglum var. Size sorum bu anlattiginiz macerayi Ada ile birlikte bebekarabasi olmadan mi yasadiniz? Gercekten inanilmaz. Aferin kucuk Adaya, onca yolu yureyebilmis. Masallah yaninizda ve sadece elinizden tutarak oraya kadar gitmeniz bile benim icin mucize. Öglen uykusu, aclik nöbeti, mizirdanmalar vs onlari hic saymiyorum.

    CEVAPLA

  • YAZAR 13.04.2012

    Merhaba Esra, çok teşekkür ederim. Ben her zaman Ada konusunda çok şanslı olduğumu düşünüyorum.. :) Ada bebek arabası olayını yürümeye başladığı gün red etti. Benim için büyük zorluk olduğu oluyor tabii.. 10,5 aylıkken yürüdü biz 1 yaşında bebek arabasını tamamen kaldırdık. Biraz sanki anneler, bizler- babalar gözlerinde büyütüyor gibi geliyor aslında çocuklar daha uyumlu diye düşünüyorum. Ada beslenme konusunda nazlı bir çocuk ona rağmen önüne koyup ister ye ister yeme demeyi başarabiliyorum. Çünkü açlıktan ölmeyeceğini biliyorum. Böyle yapınca normalde ağzına sürmeyeceği yiyecekleri bile yemeye başlıyor. Cesur olmalı eminim senin minnoşta uyumlu olacaktır.. :))) Değişik yerler görmek farklı şeyler yaşamak çocukları çok mutlu ediyor diye düşünüyorum.

    CEVAPLA