FLORANSA GÜNLÜĞÜ – 2.GÜN
17/5/2008

Roma’daki otelden sonra bu otelin yatak yayları oldukça rahatsız ona rağmen deliksiz uyudum. Otelin ses yalıtımıda kötü. Yorgun olmassanız sesler sizi uyandırabilir. Otelde fiyata kahvaltı dahil. Kahvaltıdan sadece kruasan ve çay , kahve beklerken peynir ve kızarmış ekmek görünce mutlu oldum. Bir de yanında domates olsaydı tam süpper olurdu ama neyse J bunada şükür diyerek güzel bir kahvltı ediyoruz.

Dışarıda yağmur yağıyor. Görmezden geliyorum, moralim bozulmasın diye.. J Uffzi galerisine gidelim diyoruz. Müzeye yürürken güneş açıyor. Tembellik yapmaya karar veriyoruz. Bir Pazar yeri görüyoruz. San Lorenzada dışarıda bir sürü tezgah var. Fiyatları yüksek, turistik Pazar yeri. Ama herşeyi bulabilirsiniz. Biraz bakınıyoruz. Fotoğraf makinasının pilini otelde unuttuğumuzu farkediyoruz. San Lorenzo otel arası yürüyerek 15 dakika.

Mesut biraz iş yaptı, sonra yeniden vurduk sokaklara kendimizi.

Tüm sokaklara girip çıktık. Bol bol fotoğraf çektik. Ara ara dinlendik, yeniden yürüdük. Yeniden yağmur atıştırmaya başladı.San Lorenzoyu görelim dedik. San Lorenzo dışardan büyük bir ambarı andırıyor, içerde bir sürü lahit var.. Büyük bir kilise diyebiliriz. Dışarıya çıkıp ünlü Capelle Medicee’de ki Medici Lahitlerini görmek istedik. İçinde bulunan Yeni sakristi Michelagelonun tek kişilik sergisi gibi. Nefis.. Dışarıya çıktığımızda yağmur dinmişti.

Bir cafede çay kahve içip tatlı yemeye karar verdik.. Panna nedilen dünya güzeli tatlıyla tanıştım. Panna cotta değil ama bu J farklı bişi. Barda takıldık. Çay kahve tatlılar 2,5 euro tuttu. Wc’yi sordum. Çalışanlar ingilizce bilmiyor. Ama birşekilde tarif ettiler. Anladığım gibi gittim. J Yukarısı dediğini düşündüm. Üst kata çıktığımda yapım yerini gördüm. Gariban gibi ortalıkta dolaşıp tuvalet arıyorum ama her yer pasta kurabiye, kocaman fırınlar. O anda kendimden geçmişim. J kendime geldiğimde koşarak aşağıya indim. Birisi görüp kızar diye korktum. J Tuvaleti ben burada bulamayacağım anlaşılan diyip bir koşu çıktım mekandan. J

Tüm dikkatim kendimde sadece tuvalet bakınıyorum. Tarihi esermiş, sanatmış çişim varken neyleyim. :))) O sırada süpper bir bina gördük. İnsanlar bir işte bir güçte. Bina bir bahçenin içinde içeride wc tabelası görür gibi oldum. Önümüzden bir çift girdi. Bu binanın arka kapısı gibi. Görevli önümüzdeki çifte buranın görevli kapısı olduğunu ön taraftan girmemiz gerektiğini söyledi. Önümüzdeki çift bişiler söledi o bişiler söledi gerisini anlamadık görevli bize ve önümüzdeki çifte ne halimiz varsa görün şeklinde serbest bıraktı. Biz de J içeriye girdik. Sonunda wc buldum. Sonra içeride bir sergi için hazırlık yapıldığını, özel davetlilerin geldiğini, davetiyelerle girilen bir yer olduğunu farkettik. Biz takılıyoruz, kimse birşey demiyor. Davetliyiz sanılıyor sanırız?? Fotoğraf çekiyoruz, hazırlıkları izliyoruz, sonra konuklar, davetliler gelmeye başladı, hepsi şıkır şıkır giyinmiş, gece kıyafetleri giymiş insanlar. Oraya hiç yakışmıyoruz. J Onlara göre dubidik tipleriz. Ama kimse birader siz napıyorsunuz burda diye sormuyor. Dolaştıktan sonra çıktık. J
Yemek yiyeceğimiz yere karar verdik. Oturup haritadan gideceğimiz noktayı bulduk.

Köprünün üstünden geçerken hintli müzik yapan tipler gördük. Oturduk müzik dinledik.

Rehberdeki adreste 10 numara diyor. Ama sokakta 10 numara yok. Aynı rehberde o sokakta başka bir rest. Daha vardı. Oraya gidelim dedik. Angiolino isimli bir trattoria. 100 senedir aynı yerde toscana yemekleri sunuyor. Floransalıların gidip takıldıkları, yemek yedikleri bir mekan. İçeriye girdiğimizde çok dolu olmadığını farkediyoruz, meğer rezervasyonla gidiliyormuş. Turistler için 3 masa ayırmışlar. O alana bizi oturtuyorlar. Küçük masalar, kareli masa örtüleri, yaşlı güleryüzlü garsonlar .. Mesut penne all’angiolino ısmalıyor.

Ben enginarlı risotto söylüyorum. Bir şişe Chianti şarabı getiriyorlar yanına. Herşey çok lezzetli. Ardından başka bir masanın sipariş ettiği tatlı dikkatimizi çekiyor. İtalyan kurabiyeleri ortasında sıvı bişi var. Batırıp batırıp yiyolar. Amanın o ne ki diyerek sipariş ediyoruz.

O sıvı meğer tatlı şarapmış. Kurabiyeyi şaraba batırıp yiyomuşsun. J Her bişi 38 euro tutuyor.

Yürüyüş yapalım dedik. Köprü geceleyin de harika. Davutun yanına gidelim oturur müzik dinleriz seyrederiz dedik. Biraz takıldık. Biraz yürüdükten sonra otobüsle san marcoya oradan otele geçtik. İşallah sabah yağmur yağmaz diye diye uyuya kaldım.




























RESİMLER BİTTİM..HARİKA HEPSİ..EN KOMİGİ DE TUVALET MACERAN..BEN DE SIK SIK BÖYLE ŞEYLER YAPARIM.SADECE BENİM BAŞIMA GLEİYOR SANIYORDUM.SLMLAR
Yorum yapan süheyla — 03 Ekim 2008 @ 10:55
Çok güzel fotoğraflar. Ama ben çikolataların olduğu fotoğrafa takıldım. Harika görünüyorlar. Kurabiyeleri şaraba batırmak fikri çok hoşuma gitti. Sevgilerimle………..
Yorum yapan TAZENANE — 03 Ekim 2008 @ 10:55
ben her şeye takıldım :)))
çok şekerdi :)))
svglrr NuNU
Yorum yapan bir dut masalı — 03 Ekim 2008 @ 10:55
ben panfortelerin hepsini yerimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm valla onca resim icinde en cok onlari icim cekti he :D yerim ben onlari yerimmmmmmmmmmmmmm
Yorum yapan nino — 03 Ekim 2008 @ 10:55
Keyifle okuyorum, gezi yazilarini.Sanki ben geziyormusum gibi olur!
Opuyorum kocaman!
Yorum yapan Nalan (Desertwind) — 03 Ekim 2008 @ 10:55
Ayy insanın gidip gezesi geliyor bu yazıyı okuyunca. Bu arada Panna enfes görünüyor. Nasıl yapılıyor acaba ? Diyetteym ama aklım tatlılarda.
Yorum yapan zehra — 03 Ekim 2008 @ 10:55
Hersey harika da,su pazar dönüsü otele gidiyorsunuz ya
Mesut biraz is yapti diye yazmissin,ne isi yapti acaba
diye merak ediyorum.Otelin kapi camini mi onardi,kirliydi de temizlik mi yapti.
Lütfen bu soru mu cevaplarsan cok memnun olacagim Zerrincigim.Sevgiyle ve dostca kal…
Yorum yapan thesuuur — 03 Ekim 2008 @ 10:55
Floransa ismi geçtiğinde bilen bilmeyen herkesin ‘aaayyy çok isterim’dediği yerdir ama kimse bu kadar yaşayıp yaşatamaz.ve bunu okuyanları çatlatırcasına bir yıla yayamaz.Resmen arkası yarın(hatta arkası; ne zaman olduğunu bilmiyoruz) oldu bu yazı dizisi ya…:))))
Yorum yapan Hansa — 03 Ekim 2008 @ 10:55
CNM..SANA CVBINI MERAKLA BEKLEDİGİM BİR SOBE YOLLADIM..SAYFAMA BİR UGRA.SLMLAR
Yorum yapan süheyla — 04 Ekim 2008 @ 10:55
ZERRİNCİM BENDE PANNA’YA TAKILDIM ÇIKAMIYORUM.NE İYİ GİDER ŞİMDİ YANINDA DA KAHVE.BENDE NEFRET EDERİM YA DIŞARIDA WC ARAMAKTAN.NEYSE TATLIM.ÖPTÜM SENİ MESUTA SELAM…
Yorum yapan BESTE TADINDA-EBRU... — 04 Ekim 2008 @ 10:55
CNM NE GÜZEL ANLATMIŞSIN.DİKKATİMİ ÇEKTİDE UCUZ GELDİ BANA ROMA.SENCEDE ÖYLE SANIRIM DEĞİLMİ? FARKLI KÜLTÜRLER TANIMAK GÜZEL BİR DUYGU.PAYLAŞIMLARIN İÇİN TEŞEKKÜRLER ŞEKER.
UNUTMADAN SORMAK İSTEDİĞİM BİR ŞEY VARDI.YURT DIŞI TUR ŞİRKETLERİNDEN GİDİPTE MEMNUN KALDIĞINIZ ŞİRKETLER VARMI?KALİTELİ OLANLARINDAN.FİKRİ OLAN VARSA ARAŞTIRIYORUM LÜTFEN.
Yorum yapan semramutfakta — 04 Ekim 2008 @ 10:55
Merhabalar,
Hersey mükemmel bir anı defteri oluşturacak kadar güzel anlatılmış üstelik ucuz bir ülkeymiş?
Ama herşeyden öte eşle yada sevgiliyle yapılan her gezi keşfi ve özgürlük çok degerlidir…
Mutluluk yagmurları altında ıslanmanız dilegimle…
Yorum yapan Sütlaç Hanım — 04 Ekim 2008 @ 10:55
AAAA İnanmıyorum web site adresi kısmına http://www.sutlachanimm.blogspot.com yazmam gerekirken adresi bir “m” eksik yazınca başka bir sütlac hanım bloguna link verdim :( haberim yoktu bu blogun varlıgından bilseydim blog ismimi farklı alırdım :( of üzüldüm şimdi oysa kontrol etmiştim……
Sevgilerimle
Yorum yapan Sütlaç Hanım — 04 Ekim 2008 @ 10:55
ay çiş muhabbetine cok guldum insan sıkısınca gercekten gozu bişi gormuyor buldugum yere edeceğim ulan cekilin diyesi geliyor:)))
bebişim o çikolatalar neydi oyle bir dahaki gidişinde yalvarabilirim onlardan birtanede bana diye:)
e tabi birde o yemekler tatlılar sahane :)))
Yorum yapan zarpandit_gokche — 04 Ekim 2008 @ 10:55
Bacım yaa valla binbir gece masallarını da geçti senin bu gezi yazıları:))Şaka bi yana;keyifle okuyorum yazılarını canım…Sevgilerimle..
Yorum yapan oyosh'un damak tadı — 04 Ekim 2008 @ 10:55
yok artık uğramıyayım diyorum ama dayanamıyorum.Sen beni unutsanda ben seni hep takip ediyorum. Sevgiler Misim.
Yorum yapan feray — 04 Ekim 2008 @ 10:55
Romaya bende gittim. Ne yazikki kahvaltida peynir yeme sansina sahip olamadim. Acik bufe bir kahvaltiydi ve belki 50 cesit kek, recel, tatli filan her sey vardi. Bir tek peynir yoktu. Dediler ki kahvaltida peynir yemezlermis. Simdi anliyorum ki, beni kandirmislar:))
Yorum yapan Tuba — 05 Ekim 2008 @ 10:55
Güzel gezi yazı not ve resimlerinizi ilgi ile okuduk. Beni etkieleyen bir nokta, yıllar içinde kaybolmadan aynı işi yapabilen yerlerin olması.. Lokanta, kitap dükkanı, giyim, el sanatları gibi… Ülkemizi dolaşırken böyle yerleri arayıpta bulamayınca içimdeki gıpta kızgınlığa dönüşüyor…
Görülebilecek yerlerin farklılıklarının yanında değişik tadlarada bakmak gezginliğin diğer bir yanı sanırım…
Ailecek sevgi ve selamlarımızla…
Yorum yapan gittiklerimden — 05 Ekim 2008 @ 10:55
Ayrıntılı gezi yazılarınıza bayılıyorum. Fiyatlar bana makul geldi. Pastanedeki kahve pasta süper görünüyor.
Kurabiyeyi şaraba batırıp yemek ilginç bir fikir. Şarap tatlı şaraplardan olsa gerek. Gerçi benim oğlumda bazen ekmeği kolaya batırıp yer :( Zevk işte
Yorum yapan nilay — 05 Ekim 2008 @ 10:55
Merhabalar canim harika gezmissiniz ve cok güzel anlatmissin, emeklerine saglik.
sevgiler…
Yorum yapan anneminkiziyim-ayse — 05 Ekim 2008 @ 10:55
selam canım….
herşey çok güzel ama yağmur bozmuş işi….hava karanlık gibi olunca insanın içi kasvetle doluyor nedense…..
ama sen anlattıkça merakımız kat kat artıyor…hadi bakalım sıradaki gezi neresi….
Yorum yapan disalce — 06 Ekim 2008 @ 10:55
ay bende istiyom o şarap kurabiyelerden
türkiyedeki çay kurabiyeleri gibi bunlarda şarap için ne kadar da güzel
sevgilerr kuzu
Yorum yapan yesim — 10 Ekim 2008 @ 10:55
[...] olmuştu. Ama bu tarif kadar güzeli hiç olmadı. Tarif İtalyan Yemekleri kitabından. İtaya’da bu bisküvileri tatlı şarap eşliğinde ikram ediyorlar. Şaraba batıra batıra [...]
Pingback yapan Pasta, börek, kurabiye, yemek, ekmek, çorba, makarna, mantı, tatlı » BISCOTTI - İTALYAN BİSKÜVİSİ - — 23 Şubat 2009 @ 10:55