DAVET SOFRASI

Adayla birbirimize alışma çalışmaları iyi gidiyor, her yazıya böyle başlıyorum. Ada 25 yaşına gelecek evlenecek ben hala alışma çalışmaları iyi gidiyor yazacağım.. :))) Ama gerçekten iyi gidiyor hehehe.
Kıbrıs’tan gelirken işyeriyle Haziran sonu gibi işe başlayacağımı konuşmuştuk. Ama ilk kez anne olduğumdan başıma neler geleceğini bilmiyormuşum. 14 yıldan beri çalışan bir insan olarak -elbette işsiz kaldığım zamanlar oldu- ama anne olarak işsiz kalmamıştım.:) hayatım bir insandan ibaret olmamıştı. Hem de ne insan bir gıkıyla beni ayağa dikiyor, azcık mızıldandımı aman ayy yavrum neyin var moduna giriyorum, karşımda kikirdedimi dört köşe oluyorum. Herif beni parmağında oynatıyor bildiğiniz. Böyle olunca da insan dakikasını kaçırmak istemiyor. Her anını görmek yaşamak istiyor.. Zorluğu var mı elbette var. Tüm zamanınız bir bebeyle geçiyor. Şikayetçi değilim ama İnsan yüzüne (insan=yaş olarak kendi yaşınıza yakın demek) hasret kaldığım zamanlar oluyor. Öyle zamanlarda kendime yakın yaşlı birini buldummu bir çenem düşüyor sormayın. Şimdi burada da böyle olabilir affedeceksiniz artık. :) Yani işin özü Ada biraz daha büyüyene kadar çalışmamaya karar verdim. :)
Çalışmadığım bir dönem oldu. O dönemin 6 ayını İstanbulda 1 yılını Kıbrıs’ta geçirdim. Bir gün bile sıkılmadım. Seyrettiğim filmin, dinlediğim cd’lerin hesabını bilmiyorum. Okuduğum kitabında. Her gün 2 saat spor yapıp kendimi kendime adamıştım. :) Şimdi ise küçük bir fark var kendimi Adaya adamış durumdayım. Evet kitap okuyorum (bebek gelişimi, Masal kitapları, ya da Ada’nın izin verdiği ölçüde roman) :) Elbette sinema seyrediyorum. Her film 2 yada 3 bölüm halinde. :) Müzik dinlemiyorum yapıyorum. Karga karga gaaaak dedi çık şu dala bak dedi :))) Herkes bana bebek olduğunda zorluk yaşayacaksın, çalışmamak büyük dert oluyor, çok sıkılacaksın dediklerinde hadi canımmm ben sıkılmam diyordum.. :)
Büyük konuşmayacaksın arkadaş, büyük lokma ye büyük konuşmamıydı o lafın doğrusu. (Bu arada siz biliyormusunuz daha önce bahsettimmi bilmiyorum ama atasözleri ve deyimlerin hiçbirini doğru kullanamıyorum. Kendimi Türk Malı dizisindeki kadın karakter gibi hissediyorum. Yalan söyleyeni dokuz köyde ovarlar gibi :))))))))) Neyse parantezi kapatıyorum. Ada’ya hamileyken öyle büyük laflar ettim ki. mesela dedim ki bebeğe emzik vermeyeceğim. Şöyle de böyle de.. Hatta ablam doğuma bir gün önce İstanbula geldiğinde Ada’ya çeşit çeşit hediyeler getirmişti. Bir de içinde emzik vardı. Dedimki abla biz emzik vermeyeceğiz. Olsun dedi :) Doğumum oldu. 2 gece hastanede kaldık. Ardından eve geldik. Gece saat 23-oo oldu Ada uyumaz. Gece saat 1-2-3-4 Ada uyumaz. Ben hastaneyi (hemşire odasını) arıyorum. Uyumuyor bebe diye. Yapmamız gerekenleri söylüyorlar yok yok. Uyumuyor. :) Biz emziği o akşam kaynattık verdik ağzına.. :) Sonra 1 ay kadar emdi bıraktı. 3 aydan beri denemediğim emzik kalmadı. Alsın diye alsında beni emzik modunda kullanmasın diye, yok adam emmek istemiyor. Tamam dedim. Teslim oldum.
Ardından doğmadan öncede sonrasında da yavruma TV seyrettirmeyeceğim diyordum. Affedersiniz ama bildiğiniz atıp tutuyormuşum. :) Yanlışlıkla Tv’ye doğru tuttuysa arkadaşlarım kibarca uyarıp biz Ada’ya Tv seyrettirmiyoruz diyordum. Herkes de hassasiyetime dikkat ediyordu. Lakin Tv de zaplarken Baby TV’deki Tulli’yi görüp aşık olan Ada tulliyle konuşmaya başladı. 3 dakika süren program sırasında ben rahat nefes aldığımı farkettim. Tullinin saati gelir gelmez Tv nin başına geçiyoruz. Ada mama sandalyesinde ben koltukta yatay vaziyette. Ve buradan duyuru yapmak istiyorum. Baby TV yapımcıları salyangoz Tulli 3 dakika değil 30 dakika olsun.. :) Gördüğünüz üzere o atıp tutmalarda bir yere kadarmış.Teslim olmuş vaziyetteyim.
Neyse bu atıp tutmalarımı bir kenara koyup size birinden bahsedeceğim. Bir insanın ince (ince derken şişman ince değil kibarlık manasında anladınız onu siz) :)) olması doğuştan gelir. Bunu bilir bunu söylerim. Elbette yetiştiriliş çok önemlidir, falan filan ama. Eğer içinde yoksa insanın yoktur. Siz hiç 5 kg. lık zeytinyağı sipariş edip gelen paketin içinden misss kokulu güller çıkacağını tahmin edermisiniz ya da fesleğen dalları. Bidonun dışında sarılı olan poşeti yırtarken burnunuza gelen kokuyu anlamayıp aman Allahım bu koku nereden geliyor böyle, misss gibi dediniz mi. Ben dedim. Ve o kadar şaşırdım ki.. Delfinamın babasının gönderdiği zeytinyağı paketini açtığımda o kokuya rastladım. Daha bi heyecanla yırttım paketi. İnanamadım. Bahçeden koparılmış 2 gül, yanında fesleğen dalları. Islak bir peçeteye sarılmış, sarılmış ki teeeee oralardan buralara gelene kadar kokusu dayansın, iyice salmasın kendini diye. Nasıl bir koku, beklemezken duydunmu insan başını döndürüyor. Şimdi sorarım size Tevfik amca’nın inceliği nasıl bir şeydir. Buradan da Fatma teyzenin, Tevfik amcanın ellerinden öpüyorum..Farkettim ki zeytinyağıyla ilgili birşey yazmamışım. Pek birşey demeye gerek yok. HARİKA.. Mutlaka deneyin derim. Sipariş için Delfinamın sitesini ziyaret edin. Kıbrıs’ta yemiştim en son böyle güzel zeytinyağı. Kendi bahçeden topladığımız zeytinlerin yağıydı. O zamandır özlem duyuyordum. İşte buldum dedirtti bana..
Bu arada Seda’cığım için Ömer bebek geliyor partisi düzenledik. Pek keyifli geçti. Ben alttaki bez pastayı hazırladım. Yapımı oldukça keyifli. Belki yapmak isteyen olur, fikir verir. Seda’cığım herşey istediğin gibi olsun.. Limon kokuluNevalim o sadrazam lokumu rüyalarıma giriyor. :)))

Ben hiç masa fotoğrafı, menü v.s. koymadım bloguma. Hiç fırsat bulamadım. İşte size bir davet sofrası. Ben öyle üst üste tabak çanağın olduğu masaları sevmiyorum gereksiz geliyor. Görmedim de hiç bir yerde. Yemekteyiz programı dışında. :) Benim masam oldukça sade. 2 çocuğu olan iş arkadaşımız ve eşi için hazırlandı. Çocuklar olunca tatlı kısmına ağırlık verdim. Çorba yerine zeytinyağlılardan hoşlanırım masada. çorba insanın karnını doyuruyor düşüncesindeyim.. :) İşte menü.

MENÜ
Zeytinyağlı garnitürlü enginar
Zeytinyağlı yer elması
Patates topları ( havuçlu ve maydanozlu)
Kırmızı biber sarması (peynirli)
Minik köfteler
Patlıcanlı Börek
Kremalı fesleğenli tavuk
Havuçlu pilav
Sütlü irmik tatlısı
Hazır baklava yufkasıyla dilber dudağı
Browni cheesecake

Köftelerin sunumunu çok beğendiler. Her zamankinden farklı hazırladım. Ara sıcak olarak sundum. İşte taif:
Malzemeler:
250 gr. kuzu 250 gr. dana kıyma
1,5 çay kaşığı tepeleme kimyon
1 su bardağı ufalanmış tam buğday unlu ekmek içi
1 orta büyüklükte soğanın rendesi
2 diş sarımsak dövülmüş
1 tatlı kaşığı tuz, karabiber
chery domates
çöp şişin çöpü :)
Sıvı yağ
Hazırlanışı:
1- Tüm malzemeleri karıştırıp minik köfteler yapın. Chery domateslerinizin büyüklüğünde.
2- Kızgın yağda köftelerinizi pişirin.
3- Çöp şişlerinize 2 köfte bir domates takıp bardaklarınızın içinde sunabilirsiniz. Afiyet olsun.




























Yazılarını özlemişim Zerrincim. Komik kadınsın yaa.. :) Benim henüz bir eşim veya bir bebişim yok ama büyük konuşmamak gerektiğini anladım arkadaşlarımdan. İnsan başına gelince anlıyor değil mi? Olsun. Bu durumlarda hep “ideal” olanı yapmaya niyetleniyor insan, ama ideal olan herkese, her duruma, her çocuğa uymayabiliyor. İçinden nasıl geçiyorsa öyle yap arkadaşım.
Sevgiler :)
Yorum yapan Ayazma — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
Zerrin aşkolsun yaparım sana da be anacım, sen bu kadar çok istediğini söyle yeterki :)
Yorum yapan Limonlu Kek — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
istiyorummmmmmm :)
Yorum yapan Misss — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
gördünnnüüüüü demek böyle oluyomuş dicem ayıp olucak:) ben demiştim demek istemiyorum ama ben demiştim yani:) bu işler bööle. bak gör yakında çikolata vermeye başlıycaksın hatta o istemeden. yeterki sussun aklımı kaçırıcam diye yalvarıcaksın:) sen elini attığın her işi kıvırırsın işsizliği de anneliğide sofra kurmayı da sofrada nefis olmuş bu arada köfteler de. yazıların ayrı bi harika masal dinler gibi okuyorum. huzur veriyor. her ne kadar yorgunlukalrından bahsetsende ninni gibi bi yazıydı anacım eline sağlık. o bezlerle kule yapmışsınız da bebek gelince o bezler içi dolu olarak kule olacak evin bir kenarında:)) öptüm senii:)
Yorum yapan halenze — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
Zerrıncıgım o guzel yazılarını pek ozlemışım canım.Bu cocuklar tum bıldıgın kuralları sana unuttururlar hayatım.Yapmaycagım dedıgın herseyı yaparsın ve kac yasına gelırlerse gelsınler hep bız annelerın gozunde bebek olarak kaldıklarından .Hep etraflarında dıdınıp dururuz.Hele nedense oglanların etrafında bıraz daha fazla dıdınır dururuz .Benım ılerde gelın bana bayagı ıyı dıleklerde bulunacak dıye dusunuyom.Cenem mı dustu ne kocaman optum .Masan pek sıkmış canım..
Yorum yapan ozay — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
bizde 2 saatlik bir filmi 1 hafta da dizi şeklinde izlerdik resmen:))ne işkenceydi yani,filmin en heyecanlı yerinde filmi durdurup git çiş kaka temizle:)))tam işkence:)))neyse şimdi rahatız ama oğluşun yabancı dili ve okuması olmadığı için ne dedi ne dedi diye sorup duruyor şimdi de:)))her dönem farklı güzel:)))
ben de üst üste tabak inan hiç sevmiyorum,herşey şık ve nefis görünüyor ellerine sağlık canımın teee içi:)
adacığımı ve seni kocamannn öpüyorummmm
Yorum yapan Zeynep — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
demek anne olmak böyle birşey herşeyden feragat edip o küçücük adamın peşinden büyük bir aşkla koşmak…
özlettin kendini…
Yorum yapan TUGBATUGBA — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
Cok güzel yaza yakisan sevimli bir masa olmus. Bebege yapilan hediyeyi cok begendim. Allah bagislasin. Sevgiler…
Yorum yapan nesrin — 30 Temmuz 2010 @ 10:55
Uzun ve keyifli yazını okumak iyi geldi.Unutmuşum çocuk büyütmeyi de senle eski günlere dönüverdim bir an.Ada nı öp benim için.Derler ya bunlar iyi günlerin büyüdükce dertleri de büyüyor diye.Biz şimdi o evrelerdeyizÖperim :)
Yorum yapan Hülya — 31 Temmuz 2010 @ 10:55
:) Keyifle okudum yine seni…
köftelerin görünüşü çoook güzel.
Senin bu büyük konuşmuşlarım beni ürküttü:) çünkü benim de bilmişliğim çok bu konuda ve planlarım.. neyse bebişim bana bir gelsin de varsın büyük konuşmuş olayım…
öpüyoruuuummm :)
Yorum yapan guzela — 03 Ağustos 2010 @ 10:55
Zerrincim allah analı babalı büyütsün bebişini.uzun,sağlıklı bir ömür nasip etsin inşallah.biliyorum geç kaldım ama aylardır blog aleminden uzak yaşıyorum yakında dönücem umarım:))ikinci bebek bana yaramadı galiba elim ayağım pc ye ulaşamaz oldum.ama seni çok azimli gördüm bu konuda valla bravo küçücük bebekle.ellerine sağlık.sevgiler.naşide
Yorum yapan atasofrası — 04 Ağustos 2010 @ 10:55
Süper görüntüler bunlar…yazı da ayrı bir güzel
Yorum yapan anketburda — 05 Ağustos 2010 @ 10:55
Çok güzel bir blog.Okurken kendimden geçtim fakat özellikle bu italya seyahati ile ilgili konuşmak isterim:)
Yorum yapan SEDA — 06 Ağustos 2010 @ 10:55
Misssiiim artık yeni blogum var. Beklerim :)
Bundan sonra da o adla yorum yaparım bilgin olsun :) işte yeni adresim http://www.loveandsmile.wordpress.com/
Yorum yapan guzela — 13 Ağustos 2010 @ 10:55
Canım uzun zaman olmuş sana uğramayalı, keyifli yazılarını okumayalı… Ada bebek koca adam olmuş anlaşılan, şimdi en keyifli zamanlarıdır onun… Bebekle misafire hazırlanmak da büyük başarı, ellerine sağlık Zerrinciğim, Ada’yı ve seni öpüyorum…
Yorum yapan Aysel-Sıcak Paylaşımlar — 16 Ağustos 2010 @ 10:55
Ne güzel ne güzelll anne olmak tüm zamanını bebeğinle geçirmek maşallah canım. İkinizi de kocaman öpüyorum.
Sevgiler,
Yorum yapan Evren — 17 Ağustos 2010 @ 10:55
Zerrin’ciğim,
Bence en doğru kararı vermişsin. Ada’nın büyüdüğünü görmek gibisi var mı? İşe geri dönersin nasılsa (yani belki hiç istemezsin tabii ama…) Öpüyorum ikinizi de.
Yorum yapan tijen — 01 Eylül 2010 @ 10:55